ŞİRKETLER NEDEN KAR EDEMİYORLAR?
Sinan Gültekin

Sinan Gültekin

ŞİRKETLER NEDEN KAR EDEMİYORLAR?

09 Aralık 2013 - 15:28

Günümüzde şirketlerimizin en büyük problemi, kar edememek yada yeterince
 
kazanamamak. Hangi işveren ile görüşsek derdi “Para Kazanamıyoruz”. Para kazanamamak 
 
yada yeterince para kazanamamak gerçekten ciddi bir sorun. Firmalarımız varlığını 
 
koruyabilmek, yatırım yapabilmek, kendini her alanda güncel tutabilmek için kazanmak, 
 
yeterince kazanmak zorundadır. Aksi bir durum tükenişin başlamasıdır. Elde ettiğimiz 
 
kazanımların yarınlara taşınamamasıdır. Hep dert yandığımız bu konunun nedenleri nelerdir? 
 
Daha da önemlisi çözümleri nelerdir? Diye sormak geliyor insanın aklına.
 
Kar edememenin temel nedeni olarak müşteri olarak tanımladığımız kişi, kurum vb. 
 
yapıların talepleri, farkındalıkları ve en önemlisi de alternatifleri her geçen gün artmaktadır. 
 
Müşteri istemiş olduğu ürün/hizmetin daha iyisine, kötüsüne, ucuzuna, pahalısına 
 
ulaşabilmektedir. Bu da müşteriye seçme olanağı sunmaktadır. Burada rakiplerimiz yani 
 
müşterinin alternatifleri arasında bulunan firmamızı tercih etmesini ne sağlayacak. Bizleri 
 
yani firmamızın ürün/hizmetini diğerlerinden farklı kılan nedir? Bu farklılık müşteri için artı 
 
değer üretmeli, rakiplerimizin de yapamadığı … olmalı? ki seçimini bizlerden taraf yapsın. 
 
Bu süreç farklılaşmayı tanımlamaktadır. Son dönemin en önemli kavramı olan inovasyon 
 
(yenileşim) sürecinde “ya farklılaş ya da öl” sloganı ile sesini yükseltmektedir. Ürün/Hizmetini 
 
farklılaştırabilen firmalar rekabette öne geçmekte daha yüksek katma değerli ürün/hizmet ile 
 
optimum karı yakalayabilmektedirler.
 
Karlılığı arttıramayışımızın bir diğer nedeni olarak müşteri segmentimizin 
 
tanımlanmamış olmasıdır. Müşteriler için artı değer üretip tercih edilebilme yarışında soru 
 
şu. Müşterimiz kim sorusudur. Bu soruyu şöyle anlamlandırmak istersek, “Balık olmadan 
 
balık yakalanmaz” sözünden de anlaşılacağı üzere yakalanmak istenen balığa göre yer, olta, 
 
yem vb. unsurlar değişiklik göstermektedir. Müşteri segmentine göre de müşterilerimizin 
 
ihtiyaç ve beklentileri değişmektedir. Kalite denen kavram ile anlatılmak istenen budur. 
 
Kalite hedeflenen müşteri segmentinin ihtiyaç ve beklentilerinin karşılanmasıdır. Bu oran 
 
müşteri gözündeki kalite notumuzdur. Kalite kavramı üç farklı unsurdan oluşur. 
 
1. Fiyat Kalitesi
 
2. Ürün Kalitesi
 
3. Hizmet Kalitesidir.
 
Her müşteri bu üç unsuru farklı önceliklerde arar. Bizim önceliğimiz müşterilerimizin öncelik 
 
sıralamasına göre olmalıdır. Müşterilerimizin satın alma gücüne göre bu sıralamalar farklılık 
 
göstermektedir. Referansı müşteri olmayan firmaların karlı olma, uzun ömürlü olma ihtimali 
 
de olmamaktadır. 
 
Günümüzde karlılık adına diğer bir problemde maliyet yönetimidir. Birçok firma 
 
maliyet yönetimi bir yana çıplak maliyet hesapları ile sadece rakiplerin fiyatlarına bakarak 
 
fiyat oluşturmaktadırlar. Kapasitelerimiz ve kullanım oranı, sabit maliyetlerimiz ve birim 
 
ürüne yüklediği maliyet ilişkisi iyi hesaplanmalı, BBA (Başa Bakış Analizleri) bilinmelidir. 
 
Bugün var olma sürecinde daha hızlı üreten (ölçek ekonomisi) ile daha düşük maliyetle 
 
üretebilen, daha az hata yapan firmalar geleceğe yürümektedir.
 
Karlılığı etkileyen en temel faktörlerden biri de kurumların sahip olduğu başka bir 
 
değiş ile sahip olamadıkları “Doğru işe doğru insan” insan kaynaklarıdır. Karlılık için 
 
farklılaşacaksak, daha az hata yapacaksak, daha hızlı üreteceksek, daha düşük maliyetler ile 
 
üreteceksek yetkiliklerini tam kullanabilen yetkinlikte insan kaynaklarına ihtiyacımız var 
 
demektir. Ülkemizde 2.500.000 kişi iş arıyor. 1.250.000 pozisyon içinde işveren personel 
 
arıyor. Bu ne yaman bir çelişkidir.
 
İşletmeler için zaman, çalışanların zamanının toplamıdır. Zamanı etkin kullanmak 
 
kişinin işinde kendini ifade edebilmesidir. Sahip olduğu yetkinlikler işin gerektirdiği 
 
yetkinlikler ile örtüşüyor ise orada minimum hata, maksimum hız ve yüksek kalitede iş 
 
ortaya çıkar. Burada temel ilişkiyi şu şekilde tanımlamak mümkündür. İnsan bir tohum, firma 
 
ortamı kültürü bir toprak, yöneticilerimizin yönetim tarzı iklimdir. İşi çok iyi analiz ederek 
 
tanımladığımız bir noktada doğru insanı doğru işe koymak mümkün olmaktadır. Ama ne işi 
 
tanıyoruz nede gelen insanı doğru değerlendirebiliyoruz. İşi tanımak demek için gerektirdiği 
 
yetkinlikleri, bilgileri, becerileri, yetenekleri, iş tarzını vb. bilmektir. Bir bahçıvan/çiftçi toprağı 
 
analiz ettirmeden, tohum bu toprak için uygun mu bunu bilmeden ekim yapar mı? Fakat 
 
işverenler işlerine bu anlayışla bakmıyorlar. İş analizlerini yaptıralım, işe alınacak kişinin işe 
 
uygunluk, kurum kültürüne uygunluk yetkinlik ve bilgi açısından uygunluğunu kontrol edelim. 
 
Cv yada kaportaya bakarak personel almayalım.
 
 KOBI GELİŞTİRME MERKEZI 

YORUMLAR

  • 0 Yorum