İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN;
Sinan Gültekin

Sinan Gültekin

İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN;

04 Haziran 2015 - 20:09

Seçim satında siyasi partiler sivil toplum örtülerinin kapılarını çalıyor ve kendilerini anlatıyorlar. En iyi kendileri diğerleri vatan haini. İnanın anlamakta zorlanıyorum. Şeytan bunun neresinde. Bir kendimiz doğru her şeyin en iyisi biz de diğerleri yok yok diyemiyorum.. Nedir bu Allah aşkına. Ülkeyi bu noktaya getiren bizleriz. Akıl dışı amaç dışı yapılanmış sivil toplum örgütleri. Odalar siyasallaşmış. Meslek örgütleri siyasallaşmış. Siyasallaşmayan yok gibi. Kim kime neye hizmet ediyor kimse sorgulamıyor. Ekonomisi olmayan gelirleri olmayan giderlerini karşılayamayan sivil toplum örgütleri amaçları noktasında da hareket edemiyorlar. Finansal sorunlarını çözemeyen bu yapıların hedeflenenleri gerçekleştirmekten uzak olacaklarını da öngörememek aptallık olur. Bu eksiklikler nedeniyle de bu örgüt yöneticilerinin başarı yâda başarısızlık noktasında hesap soramıyoruz.  Bir olamıyoruz bu kafalar ile de zor oluruz.

Değerli okurlar zeki olmak ile akıllı olmak arasında ciddi bir fark bulunmakta. Zeki demek doğru ile yanlış arasında seçim yapabilmektir. Akıl ise doğru ile yanlış, güzel ile çirkin, iyi ile kötü arasında en mükemmelini seçebilmektir. Sonuç olarak akıllı olmak iyi, doğru ve güzel olanı seçebilme melekesidir. Bu kavramdan yola çıkarak toplumda amacından sapmış birçok yanlış algılama ve uygulamalar ile ülkemizin geleceğini yok ediyoruz. Örneğin sivil toplum örgütleri. Genel olarak bildiğimiz bir söz vardır, “bir olalım diri olalım”.  Zor zaman ve şartlar altında çok değerli olan bu söz zamanın tüm şartları için kullanılır ise faydadan çok zarar getiriyor. Bu kavramı Türkiye’miz de yaşayan insanlarımız için söylediğimiz zaman anlamlı, tüm ümmeti Muhammet adına söylediğimiz zaman anlamlı ve değerli bir kavram. Ama gelin görün ki ülke içinde bu kavramı kullandığımız zaman insanlar fikir, dil, din, ırk, şehir, ilçe, köy vs. kadar ayrışıyor. Toplumsal kaynaşmayı artırsınlar zorlukları aşacak noktada bir araya gelsinler derken akılcı olmaktan uzaklaşan bu yapılar yarattıkları kutuplaşmalardan dolayı ülke geleceğinde ciddi riskleri de getiriyorlar.  Burada ki riski tanımlamak gerekirse toksikoloji de bir yasa vardır. Bu yasa şöyle der “ hiçbir şey zehir değildir, her şey zehirdir.” Bu yasadan hareketle fazla miktarda alınan yaşam için zorunlu olan su bile su zehirlenmesi sonucu insanı öldürüyor. O zaman bir şeyi ezbere almak kadar yanlış bir şey yok gibi..Doğru yanlışları yer, zaman ve doz ilişkisinde değerlendirmek gerekiyor. Nerede ne zaman ve ne oranda soruları ile süreci değerlendirmek lazım. Ülkemizi güzel günler görmesini istiyorsak ezberden kurtulmalı değerlendirmelerimizi bu kabuller içerisinde değerlendirmeliyiz. Nerede milliyetçilik yapacağımız ne zaman yapacağımız ne oranda yapacağımız gibi soruların cevaplarını da veriyor olmalıyız. Nereden bu sürece geldiğime gelince İzmir de hemşeri federasyonları ve bu federasyonlara bağlı dernekleri bulunmakta. Aynı bölge de aynı amaçla kurulmuş iki derneklerin olduğunu duyduğum zaman inanamadım. Kuranları da kurduranları da tebrik etmek lazım. Neymiş efendim o derneğin kurucularını sevmiyor beğenmiyormuşuz. İnanın değeli okuyucular gereksiz kurulan ve mantar gibi kurulan bu dernekler ve bunlara izin veren zihniyeler yüzünde ülkemiz çok çekti ve çekmeye de devam ediyor. Ticari hayatta bundan farklı değil. Biri bir iş yeri açmaya başarmaya görsün kıskançlık ve hasetten bir bakmışız ki bir sürü benzeri iş yeri açılmış hem de aynı bölgeye. Biz bize bu anlayışla yeteriz de artarız. Kurana da bu sürece izin veren otoritelere de yazıklar olsun. Karşılıklı olarak birbirimizi nasıl batırırız ülkemizi nasıl yok ederiz desek bundan daha iyisi düşmanlar için söylüyorum Şam’da kayısı... Bizleri parçalamak için şer güçler olanca güçleri ile çalışıyorlar mış; yok be dostlar onların çalışmasında gerek yok biz zaten bu kafalar ile onların çalışmasına da ihtiyaç kalmıyor. Ülkem de bu ve benzeri o kadar çok konu var ki amacından sapmış istenen sonuçları üretmekten uzak olan. Bu yapı ve anlayışlar değişmeden düşmanı dışarıda değil de içeride aramak gerektiğini düşünüyorum. Hep şeytan suç buluruz ya… İçimizdeki nefsin 72 şeytan gücünde bir varlık olduğu unuturuz. İnşallah hatırlar da gerçekler ile yüzleşiriz. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum