Yumurta yemeyi sevenlerden misiniz? Ben bu konuda başı çekenlerdenim diyebilirim. Kendimi bildim bileli yumurtayı hep çok sevmişimdir ve kendimi hatırladığım o ilk zamanlarımda tavuklarımız vardı! Karabük Yenice orman işletmesi lojmanlarında yaşıyorduk. Lojmanlar o zamanlar hep bahçeli evler olurdu. Bahçede elma, armut, ahlat, şeftali ve dut ağaçları, bir arı kovanı, bir kümes, kümesimizde de tavuklarımız vardı. Yeniceden ben sekiz yaşındayken ayrıldık. Bu yaşımdan önce, kendi kendime domatesli yumurta yapmayı öğrenmiştim. Bahçede yetişen domateslerle ve tavuklarımızın yumurtaları ile yapılan bu basit yemek, dünyanın en güzel yemeyiydi benim için fakat haksızlık yapmayayım dünyanın en güzel bir yemeği daha vardı burada! Yenice ormanlarının soğuk sularında büyüyen mercan alabalığı! Mercan alabalığını ne zaman yiyeceğimiz belli olmazdı. Ormanda çalışanlar fazlaca tuttuklarında, muhtemelen fazlasını bize gönderiyorlardı. Yumurtayı ise her an bahçeye inip kümesten alabilirdim fakat yumurtayı fazla yediğimde alerji olduğum için ölçülü yemek zorundaydım. Bu ölçüyü gizli saklı delmekse benim en büyük zevkimdi. Tahmin edebileceğiniz gibi, en sevdiğim yumurta çeşiti domatesli olandı. Eh bu durumda annem evde yokken iş başa, yani bana düşüyordu. İşletmedeki kadınlar sık sık gün yapıp toplanırlardı. Onların sosyalleştiği bu zamanlar, benim için yumurta günü demekti. Bahçeden domates ve yumurtaları alır, evde pişirir, afiyetle yerdim! Kuşkusuz o zamanki domatesler de bir efsaneydi! Zamanla insanın tercihleri değişebiliyor. Şu andaki yumurta tercihim ekmek arası lop yumurta. Aslında lop yumurta, yumurtanın en sevmediğim çeşitiydi fakat Hacettepe'de okurken kahvaltı sorunumuz vardı. Okulumuzda sabahları ekmekle birlikte lop yumurta satılırdı. Sabah kahvaltı için iki seçeneğim vardı. İlk seçeneğim yurdun kantininden poğaça almaktı, ikincisi ise okulda ekmek arası lop yumurta almak! Zamanla alıştım lopa ve zaman içinde sevmeye başladım. Yumurtayı ekmekle birlikte başka hiçbir tatla karıştırmadan yemek, yalın olarak yumurta tadını almak, günler geçtikçe benim için zorunluluktan çıkıp, tercihim olmaya başladı ve bu tercihim değişmeden hala devam ediyor. Kendi beslediğin tavukların yumurtasını yemek elbette çok güzel bir şey. Güzel olmasının yanında çok da sağlıklı bir şey!
Yeniceden ayrıldıktan sonra, yine bahçeli evlerde otursak da, bir daha hiç tavuklarımız olmadı. Yumurtayı babam, gittiği köylerden alarak, bir kutu içinde eve getirmeye başladı. Bu yumurtalar da bizim ürettiğimiz yumurtaların aynısıydı ve elbette onları en çok ben yedim. Ben yedim çünki annem ve ablam yumurtadan çok haz etmiyorlardı. İlerleyen zamanlarda herkes gibi bizde çiftlik yumurtasına terfi ettik. Terfi ettik etmesine ama köy yumurtasının lezzeti aklıma iyi kazınmıştı. Şimdi bir yumurtanın doğal yemlerle oluşup oluşmadığını lezzetinden anlayabiliyorum ve şu kadarını söyleyebilirim ki organik çiftlik yumurtaları, gerçek köy yumurtalarının yerini tutamıyor fakat gerçek köy yumurtasını bulabilmek de önemli bir sorun! Bu durumda, suni yemle beslendiği halde köy yumurtası olarak satılan yumurtalardansa, marketlerdeki sertifikalı organik yumurtaları tüketmek daha mantıklı oluyor. Kuşadasında satılan köy yumurtalarının çoğunun, çiftlik yumurtası olduğu su götürmez bir gerçek! Peki neden gerçek köy yumurtası diye tutturuyorum ki ben?
Beslenmemizde yumurtanın çok çok önemli bir yeri var. Yumurta protein içeriği yüksek bir gıda! Proteinin yüksek olmasının nedeni onun bir tohum olması! Bütün tohumların besin ögeleri içeriği yüksektir. Bu kurala bitkisel besinler de dahildir fakat bizler hayvanlar alemine dahil olan canlılar olduğumuz için hayvansal yiyeceklerden vücudumuz daha fazla yararlanır çünki dokularımızın muhtevası benzerdir. Bu nedenle hayvansal besinlerin proteinleri bizim vücudumuzda daha fazla vücut proteini yapar. Hayvansal kaynaklı proteinlerin içinde, en yüksek vücut proteinine dönüşümü yumurta yapar. Yumurta proteini hiç fire vermeden yüzde yüz oranında vücut proteinine dönüşür. Yüzde yüz vücut proteinine dönüşmesi onun karaciğer ve böbrekleri yormaması anlamına gelir!
Yumurtanın önemi sadece proteininden ibaret değil. O önemli miktarda B grubu vitaminleri içerir. Doğada dolaşan tavukların yumurtaları A ve D vitamini ve omega 3 yağ asiti de ihtiva eder. Tüm bunların yanında lesitin ve kolin içeriği onun bir başka besinsel üstünlüğünü oluşturur. Lesitin, kolin ve omega 3'leri ile beynimizi korur ve geliştirir. Yumurta gözümüz için de önemlidir. Sarısında bulunan karotenoidler gözümüzün retina tabakası için önemlidir. Yumurtada lütein, zeaksantin, kriptoksantin ve betakaroten vardır. Bunların tümü de retina için önemli antioksidanlardır. İşte protein haricindeki bu besin ögeleri köy yumurtasında daha fazladır. Hem antioksidan içeriği hem de vitamin içeriği köy yumurtalarının diğerleri ile mukayese götürmez. Gelelim zurnanın zırt dediği yere, kolesterole! Yumurta yüksek dansiteli lipoprotein ihtiva etmesiyle son yıllarda aklandı olarak lanse ediliyor. Yumurtanın HDL ihtiva ettiği yeni mi ortaya çıktı ki, aklandı diye şimdi önümüze koyuluyor? Bunun cevabı elbette ki hayır, bu eskiden de biliniyordu! Bilinmesine rağmen bile bile tu kaka yapılıyordu. Her ne kadar bazı çevreler diyetisyenlerle çok uğraşsa da, hiçbir diyetisyen geçmişte kimseye yumurta yemeyi yasaklamamıştır. Şu andaki duruma gelince yumurta gerçekten de kolesterol içeriği yüksek bir gıdadır. Hergün yenebilir mi sorusunun cevabını, bir gün boyunca diğer gıdaları tüketim profilimiz belirler. Eğer süt, yoğurt, et gibi hayvansal besinleri ihtiyacınız oranında her gün tüketiyorsanız yumurtayı her gün yememelisiniz. Bu durumda, yumurta en yüksek oranda, gün aşırı bir tane tüketilebilir. Eğer pasta, kek, börek, çörek, bisküvi, çikolata gibi yemememiz gereken abur cuburları sık sık yapıp yiyorsak yumurtanın HDL içermesi hiçbir işe yaramaz. Tek başına yumurtadan HDL almak bolca alınan LDL ile baş edemez. Aynı durum kırmızı ette de olur. Bu nedenle bol bol et yiyin, istediğiniz kadar da yumurta yiyin demek çok yanlış bir söylemdir. Ancak çocuklar ve yaşlılar her gün yumurta yiyebilir ve yemelidir. Her gün yumurta yemeleri, çocuklar için beyin gelişimini sağlamak bakımından önemliyken, yaşlılar için beyin fonksiyonlarını korumak için gereklidir. Yumurtanın kolesterolünden daha az etkilenmek için, onu sebzelerle karıştırmak mantıklı bir uygulama olur. Ispanaklı, ısırganlı yahut pazılı yumurta yapılabilir. Bu durumda sebzelerdeki posa yumurtanın kolesterolünü aşağıya çeker. Yumurtayı her gün yiyorsak, Çocuk ve yaşlı da olsak beslenmemizdeki diğer faktörlere dikkat etmeliyiz. Posa içeriği yüksek gıdaları soframızdan eksik etmemeliyiz.
Biliyorsunuz son zamanlarda bellek için 3 öge öneriliyor. Birisi B12, diğeri sitikolin, bir diğeri ise omega 3. Bu üç ögeyi içermesiyle de yumurta kıymetini bizlere bir kez daha ispatlamış oluyor. İspatlamış oluyor olmasına ama bir şartla! Gerçek köy yumurtası olması şartıyla. Özgür köy tavukları olmaları şartıyla. Suni yemle değil arpa, buğday gibi tahıllarla ve yonca gibi yeşilliklerle ve de solucan gibi toprakta olan canlılarla beslenen tavuklardan elde edilmiş olmaları şartıyla! Doğada doğal olarak yaşayan ve beslenen tavuklardan elde edilmiş olmaları şartıyla!
Peki bizler yumurtaları alırken, yahut tüketirken nelere dikkat etmeliyiz! Eğer marketlerden yumurta akacaksak üstündeki numaralara dikkat etmemiz gerekiyor. O, numara ile başlayanlar organik yumurta, 1 ile başlayanlar bahçelerde gezen tavuklardan elde edilen yumurtalar, 2 ile başlayanlar kümesin içinde dolaşabilen tavukların yumurtası, 3 ile başlayanlar ise kümeste kafes içinde hareket edemeyen tavukların yumurtası oluyor. Sıfır numara hariç diğerlerinin hepsi suni yemle besleniyor. Bu durumda biraz vicdanımız varsa 3 ile başlayanları kesinlikle satın almamamız gerekiyor. Peki köy yumurtası alacaksak ne yapacağız, nelere dikkat edeceğiz? Bir yumurtanın doğaya uygun oluştuğunu nasıl anlayacağız? İlk önce kabuğun rengine ve yumurtaların ölçüsüne bakacağız. Kabuk rengi hepsinde birbirinin aynı olmamalı. Genel olarak birbirinin aynı olsa bile, arada üçü beşi farklılık göstermeli. Birisi biraz daha açık renk, öbürü biraz daha koyu renkte olmalı. Boyutları da hep aynı olmamalı.Yani aynı tornadan çıkmış gibi olmamalılar. Bazı hataları olmalı! Örneğin kabukta beneklerin olması gibi, yumurta şeklinin yamuk olması gibi. Kırıp baktığımızda sarıların rengi de farklı farklı olmalı. Yerken özellikle sarısı damağa yapışmalı, damağı sarmalı. Damağı sarmıyorsa suni yem kesindir. Tadını ise doğal yumurtayı yiye yiye öğrenebilirsiniz, onu tariflemek çok zor! Bir de çift sarılı yumurta diye satılan yumurtalar var. Bu üründe alınan tüm yumurtalar çift sarılı oluyor. Bunları kesinlikle almamalıyız. Hormon vermeden çift sarılı yumurtaların elde edilemeyeceği gün gibi aşikar değil midir?! Elbette bazen doğal yumurtalarda çift sarı olabiliyor, ne var ki buna çok nadir rastlanır. Bizler almazsak bu üretimi devam ettiremezler! Ettirmeyelim diyorum ve hepinize sevgilerimi gönderiyorum.
Dyt. Güner Erbay


YORUMLAR