Dyt.Güner Erbay

Dyt.Güner Erbay

[email protected]

ANTROPOLOJİ, YÜZÜKLERİN EFENDİSİ, HARRY PORTER VE ESTETİK

15 Mayıs 2026 - 12:56

İnsanın geçmiş yaşamını inceleyen bilim dalına antropoloji diyoruz. Diyetisyen olmak için, bize bu dersi koyan okul yönetimimize teşekkür ediyorum ve antropoloji tüm üniversitelerdeki her bölümde, ders olarak okutulması gereken bir bilimdir savını ileri sürüyorum! Madem ki akıl ve irade yetenekleri ile donatılmış bir canlıyız, geçmişte dünyayı nasıl yönettiğimiz, nasıl paylaştığımız kadar, hangi evrimlerden geçerek, hangi  türlerle karışarak bugünkü biyolojik formunu edinmiştir bilmemiz gerekmez mi? Bunu bilmek hastalıklarla mücadelede etmemizde yarar sağlamaz mı? İnsanın ilk ortaya çıkışından bu yana nasıl yaşadığını, kültürel mirasını  bilmemiz gerekmez mi? Gerekir diyorum ben, hem de çok gerekir! 

İnsanın evrimi dediğimiz zaman, kimileri bunu Allahın yaratımını iknar eden bir sav olarak değerlendiriyor! Ben  duruma bu gözle hiç bakmıyorum. Evrende her şeyi yaratan bir güç olduğu ayan beyan bellidir zaten. İnsanın evrimleşip evrimleşmediği konusu, Allahın yaratımını yoklayamaz! İnsanın ataları olarak kabul etsek de etmesek de, insan benzeri türler, dünya üzerinde çok eski geçmişte yer alıyor. Bunlara bilim insanımsılar ismini takmış( hominoidea). En bilinen türleri ise australopithecus africanus ve australopitecus robustus'tur. Her ikisi de bir hominin türüdür.

Hominin'in tercümesi  insansı demek oluyor. Bizler evrimi kabul etsek de etmesek de antropoloji biliminin önümüze koyduklarını bilmek zorundayız. Sırtımızı buraya tamamen dönüp dışladığımızda, buradaki bilgisizliğimizden birileri fena halde yararlanabiliyor! Nasıl mı?

Ben hep masallarımızda olan bitenlere iyi bakmak gerekir derim. Bize geçmişte olanlarla ilgili sembolik olarak çok önemli ip uçları verirler. Masallar yüzyıllar, binyıllar ötesinden gelen insanlığın ortak hazinesidir ve selametimiz için  bu hazineye iyi sahip çıkmak gerekir. Günümüzde bir çoğu yok olmak üzere. İnsanlığın ortak  hafızasından silinmek üzere!  Masalları acil kayıt altına almamız gerekiyor.  İnsanoğlu geçmişte masallar uydurmuş da, şimdi uydurmuyor mu? Masallar gerçekten uydurma mıdır? İnsanların sadece ve sadece hayal ürünü hikayeleri midir? Yoksa içlerinde geçmişte olup bitenleri anlatan sembolik anlamlar mı vardır?  Geçmişte ve bugünde masallar nasıl ortaya çıkar, uyduruluyorsa da  nasıl uydurulur?

İnsan beynine baktığımızda bilineni çesitlendirdiğini görürüz. İnsan beyni bilmediğini düşünemez. Düşünemeyince de  hayal  edemez.  Bilinmeyen;  çoğunlukla bilinen  çesitlendirilirken tesadüfen bulunur. Tesadüfen de değildir o aslında biz tesadüf sanırız! Evrende tesadüf yoktur!!! Bir konu hakkında beynimizi çok yoğunlaştırdığımızda, o konuyla ilgili bilgiler, bir yerlerden çıkıp bize, bizim zihnimize  geliverir. O bir yerlere isterseniz prana deyin, isterseniz levhi mahfuz deyin, isterseniz de benim gibi büyük bilgisayar deyin, adının ne olduğu fark etmez. Bu mekanizma her konuda aktif olarak işler. Bu işlerliğe İslam'da tevafuk denir. Tevafuk iğneden ipliğe hayatta hükmünü sürdürür. Sürdürür çünki bu mekanizmayı Allah kurmuştur. 

Günümüzde uydurulan masallar geçmiştekilerden yararlandığı gibi, bilimin önümüze koyduklarından da yararlanır ve bizlerin o dışladığı, sırtını döndüğü bilgileri, doğru yahut yanlış olsun yeni zihinlere sokar. Yeni zihinlere bunların girmesini, girse bile hükümsüz olmasını ancak konuyla ilgili bilgileri bilerek aşmak mümkündür. Sokulmak istenen fikirlerin nerelerden çıktığını bilmek bu bakımdan çok ehemniyetlidir.

Yüzüklerin efendisi ve Harry Porter filmleri günümüzün masallarıdır diyebiliriz. Buralarda verilen mesajlar ise ilginçtir. Yüzüklerin efendisindeki yüzük alenen uyuşturucuları simgeler. Yüzük kullanıldığında her türlü sıkıntıyı  anında ortadan kaldırır fakat ne kadar çok kullanırsanız o kadar çok karanlığa batarsınız ve son merhalede sizi sonsuz bir karanlık bekler! Her iki masalda da bir çok değişik varlıklardan
bahsedilir. Bu varlıklara baktığımızda cinleri, melekleri, şeytanları ve homininleri görürüz. 

Peki ama hominin neydi? Hominin nereden ortaya çıktı şimdi?...Hominin insansılardı!  İnsansılar nerede vardı? İnsanın geçmişini biyolojik ve kültürel açıdan inceleyen antropoloji biliminde vardı. Diyelim ki evrimi dışladık, ne dediğine ne söylediğine dönüp de bakmıyoruz, bu filmlerin zihinlere yerleştirdiğine engel olabiliyor muyuz? Bizim sırtımızı döndüğümüz o boşluktan birileri bir şekilde içeri giriymiyor mu? Dertleri sıkıntıları halletmek için, yüzük kullanmak kafalara sokulmuyor  mu? Zihinlere yüzüğü kontrollü kullanırsan, sorun olmaz denmiyor mu? Bilincimize ve altına bunlar çok güzel yerleştirilmiyor mu? 

Gelelim estetik uygulamalara. Antropoloji geçmişte ve günümüzde insanların nasıl yaşadığını biyolojik ve kültürel  açılardan inceler. Buna estetik upygulamalar da dahildir. Estetik uygulamalar  günümüzde ve geçmişte daha ziyade kadınlarda kullanılıyor. Bunları incelediğimizde enteresan durumlarla da karşılaşabiliyoruz. Örneğin bazi Afrika kabilelerinde boyna takılan halkalar var. Kız çocukların boyunlarına her sene bir halka takılıyor. Halkalar çoğaldıkça boyun da haliyle  uzuyor. Uzun boyunlu kadınlar güzel kabul ediliyor. Ne kadar çok halkan varsa o ölçüde güzelsin! Uygulamanın şöyle bir handikapı var; halkalar çoğaldıkça boyun omurları birbirinden ayrılıyor. Birbirinden ayrılan omurlar boynu artık taşımıyor. Boynu taşıyan bu halkalar oluyor ve konunun  en önemli noktası, kadın eğer kocasını aldatırsa, ceza olarak halkalar çıkarılıyor. Halkası çıkan kadınsa elbette ölüyor. 
Bir diğer uygulama ise dudaklarına tabak takılan kadınlar! Bu uygulama da kadınlar için. Kız çocuklarının dudaklarına ergenliğe geldiklerinde  tabaklar yerleştiriliyor. Bir kızın tabağı ne kadar büyükse o kadar güzel olmuş oluyor ve başlık parası buna ( kıza karşı alınan inek sayısı ) göre tespit ediliyor. Kadınlar dul kaldığında  tabaklar çıkartılıyor. Bir diğer uygulamada kafatası şekillendirmesi! Bu uygulamada cinsiyet ayrımı yok şükür; daha ziyade sosyal statü için yapılıyor. Uygulamaya statü üstünlüğünün simgesi diyebiliyoruz. Bebeklik çağından başlayarak alın ve enseye bandajlama yapılıyor ve kafanın yukarıya doğru büyümesi sağlanıyor! Bu estetik uygulamaya geçmiş devirlerde dünyanın her yerinde rastlanabiliyor. Tüm bu uygulamalar bizlere çok çok saçma geliyor ama geçmişte ve günümüzde bir kısmı hala kullanılıyor! 

Günümüze geldiğimizde özellikle son yıllarda iş iyice  çığırından çıktı gibi gözüküyor. Daha ziyade kadınların tercih ettiği estetik uygulamaların uzun vadede nelere neden olduğunu elbette zaman bize gösterecektir lakin o zaman da yeni yeni uygulamalar çoktan piyasaya sürülmüş olacaktır. Benimse en çok dikkatimi çeken üçgen yüzler, iri gözler, şişirilmiş balon dudaklar ve orantısız minik burunlar! Bir de çizgilerin olmadığı  şiş yüzler! Bunların da halkalardan, tabaklardan pek aşağı kalır yanları yok demek geliyor içimden. Tüm bunları görünce kadınlar nereye koşuyor diyorum. Hatta daha da genişleterek insanlar nereye koşuyor demek istiyorum. Sevgilerimle 
Dyt. Güner Erbay

YORUMLAR

  • 0 Yorum