İlkgün Demir

İlkgün Demir

[email protected]

"Tasavvuf felsefesindeki Hiç'liğe Sartre'ın bakış açısı " 3.Bölüm

15 Aralık 2023 - 19:19

Sartre, bu noktada her ne kadar Hegel ve Heidegger gibi filozoflardan etkilenmiş olsa da araştırmanın ana hatlarına bakıldığında onlardan ayrılır. Hegel„de varlık ve hiçlik diyalektik kavramlardır (Karakaya, 2004: 86). Heidegger„de hiçlik Dasein ile alakalı olup onunla somut yaşama katılan bir kavramdır. Sartre, Hegel„in hiçliği bir varlık kategorisine yerleştirdiği ve ona hem mantıksal hem de ontolojik bir statü verdiğini belirtir; hâlbuki Sartre hiçliğin olmadığını –hiçlik yoktur, var değildir ve hiçlik ile varlığın aynı düzlemde olamayacağını dile getirir (Çelebi, 2016, 48). Sartre, hiçliği varlıkla aynı kılmaz; bilakis hiçliğin varlık ile varlığa geldiğini belirtir: Hiçlik gibi bir şey insan varlığı aracılığıyla dünyaya gelmiştir (Biemel, 1984, 75). Ve bu varlığın karakteristiğini şu şekilde dile getirilir:
Hiçliğin dünyaya gelmesinde aracılık eden varlık, öyle bir varlıktır ki, varlığı içinde 
kendi varlığının hiçliği soru konusu olur: Hiçliğin dünyaya gelmesine aracılık eden 
varlık kendi öz hiçliği olmak zorundadır. Ve bununla anlaşılması gereken şey de, 
hiçleyen ve böylece bu kez kendisi varlık içinde bir temel gerektiren bir edim değil, ama varlığın kazanılmış olan ontolojik bir özelliğidir (Sartre, 2011: 72).
Hiçliği dünyaya getiren varlık insan varlığıdır (Biemel, 1984: 75). Burada söz konusu olan varlık ise insan özgürlüğüdür. Dolayısıyla Sartre, özgürlüğü hiçlik problemi çerçevesinde ele alır; bu özgürlük aracılığıyladır ki insanın özü olanaklı hale gelmektedir. İnsan, ancak hiçlik sayesinde kendisi ile nesneler dünyası arasında temel bir fark olduğunu görüp özgürlüğünün bilincine ulaşır. Dolayısıyla hiçlik ancak kendi için varlık zemini üzerinde ortaya çıkabilir; başka bir deyişle, hiçlik ne varlıktan öncedir, ne de varlıktan sonradır, ne de genel bir tarzda varlığın dışındadır. Hiçlik, varlığın bizatihi bağrında, yüreğinde, bir kurtçuk gibi ortaya çıkan bir şeydir (Sartre, 2011: 71). Dolayısıyla Sartre, hiçliğin “varlıkta” olduğunu; “varlığın bağrında” olduğunu ifade eder. “hiçlik… Bir zehir hücrelerimize nasıl sızarsa, o da varoluş dokumuzun en ince liflerine kadar öyle içimize sızmaktadır.”(Mouner, 2007: 175). Hiçlik, insanın içindeki yarıktır, varlığın bağrındadır. “Hiçlik varlığın deliğidir,kendinde varlığın çökmesiyle kendisi için varlık meydana gelir‖(Akarsu, 1987: 227). İnsan hiçlikle dünyaya geldiği için sürekli olduğu ve olmak istediği şeyi aşan ve olmadığı şeyi oldurmaya çalışandır; çünkü özgürlük ve hiçlik birbirine kökensel bir şekilde bağlıdır. İnsan, kendi içinde böyle bir hiçliğin olduğunu fark ettiğinde eş deyişle istediği her şeyi düşünmek, istediği her şeyi yapmak bakımından mutlak bir özgürlüğe sahip olduğunu anladığında; yani kendisinin, kendinde varlık olmadığını fark ettiğinde bir bilince sahip olduğunu anlar (Karakaya, 2004: 112). Kendi için varlık, bir ağacın ya da bir taşın olduğu gibi bir varlığa sahiptir. Oysa insanın bir ağaç ya da herhangi bir nesne gibi olan kendinde varlıktan farklı olarak bir bilinci vardır. Dolayısıyla Sartre için kendinde varlık ile kendi için varlık arasındaki temel fark, hiçliğin insan varoluşunun asli dayanağı olmasıdır; yani insanın bu dünyadaki yegâne çıkış noktası bizzat hiçliktir:İnsan, kendini, hiçliğin dünya üzerinde açılmasını sağlayan bir varlık olarak sunmakta ve bunu, kendisi de o erek uğruna varlık olmayanı kendine bulaştırdığı ölçüde yapmaktadır…

YORUMLAR

  • 0 Yorum