''Hayalim, Sevdam…''
Halime Erdoğan

Halime Erdoğan

''Hayalim, Sevdam…''

04 Ocak 2020 - 23:41

Tarih: 14.03.2019
Yer: Ankara

Ankara Şehir Hastanesi’nin açılışı 14 Mart Tıp Bayramında siyaset ve iş dünyasının yoğun katılımıyla gerçekleşiyor. Açılışta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor: ‘’Hayalim gerçek oldu.’’

Tarih: 25.12.2019
Yer: Ankara

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Anadolu Ajansı Muhabirine yaptığı açıklamada ‘’Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘’hayalim, sevdam’’ dediği şehir hastanelerinin yapımından vazgeçmeyeceğiz’’ diyor.
 
‘’Hayalim, sevdam…’’ Peki ama nedir bu şehir hastanelerini 18 yıldır Türkiye Cumhuriyeti’nin başında olan bir liderin hayali, sevdası yapan? Bunu şöyle anlatıyor Erdoğan, ‘’ Kanser tedavileri bu hastanelerimizde yerli ve milli çözümler sayesinde hem en ileri yöntemlerle hem de en uygun maliyetle gerçekleştiriliyor. Yine bu hastanelerimizi işletme modeliyle diğerlerinden ayıran bir özellik de teknolojisini sürekli güncel tutacak olmasıdır… bir sağlık vadisi ve yaşam bilimleri teknoloji geliştirme bölgesini de inşallah kuracağız… Tıbbi ürünlerin fikir aşamasından üretime kadar geçecek tüm süreçleri de inşallah bu bölgede yürütebileceğiz. Ürünlerin geliştirildiği ve kullanıldığı yerlerin birbiriyle iç içe olması hem yetişmiş personelin verimli kullanımını temin edecek hem de maliyetleri düşürecektir…’’ Bunların yanı sıra sağlık turizmi alanında ülkemize yüksek gelir getireceğini, insanların yatak sıkıntısı nedeniyle evlerine gönderilerek ölüme varabilen sıkıntıların önüne geçileceğini, bir tahlil için bir hastane, bir tedavi için ayrı bir hastane devrinin kapanacağını da açıklamalarına ekliyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca başta olmak üzere sağlık camiasının şehir hastaneleri ile ilgili yorumları da pek farklı değil aslında. Yılların yorgunu var olan hastane binalarında tuvalet, böcek, dezenfekte, yatak yokluğu, depreme dayanıklılık gibi olguların başı çektiği şikayetler ve haberler görüyorsunuz, duyuyorsunuz, bizler de sizler için yazıyoruz, fotoğraflıyoruz. Yeni binanın, son teknolojinin şehirlere, sağlık turizmine, insanlara zarar değil fayda sağlayacağı şüphe kaldırmayan bir durum zira insanlar ev alırken bile yeni bina başlıca tercihleri arasında oluyor. Buraya kadar tamamız fakat bir de şehir hastanelerine karşı olan, istemeyen, eleştiren bir kitle var. Bu kitleye de muhakkak kulak vermek, nedenlerini anlamaya çalışmak gerekiyor çünkü sağlık ihtimallere emanet edilemez.
İzmir için eleştirilerin başlıcaları şunlar;

  • İldeki diğer hastaneler kapanacak,
  • Sağlık tamamen ticarileşecek, parası olan şehir hastanesinden faydalanabilecek, parası olmayan kaderine terkedilecek
  • Ulaşım sorunu

İlk eleştiriyi Gündeme Bakış TV’ye konuk olan Ak Parti İzmir İl Başkanı Kerem Ali Sürekli’ye bizzat sormuştum, kendisi kesinlikle mevcut hastanelerin kapatılmayacağını, belki belli bir küçülme uygulanabileceğini, içerik farklılıkları yapılabileceğini fakat mevcut sağlık kurumlarının kapatılmayacağını ifade etti. Kendisinin sağlık alanına ne denli hakim ve deneyim sahibi olduğunu uzun uzun yazmaya lüzum görmüyorum, bir miktar sağlık ve siyaset ile ilgilenen yani şehir hastaneleri hususunda kaygı sahibi olup bu yazıyı okuyan herkes bunu zaten bilir. İzmir’de birçok hastanenin birçok bölümü zaten atıl halde ve depreme dayanıklılıktan sınıfta kalıyor. Başkan Kerem Ali Sürekli’nin sözlerinden de anlaşılacağı gibi aktif ve insan sağlığına katkı sağlayan birimler yaşamlarını sürdürmeye devam ederken zaten atıl halde olan kısımlar üzerinde bir değişiklik yapılacak.

Sağlığın ticarileşmesi ve parası olmayanın kaderine terkedileceği yönündeki eleştirilere de birçok cevap verildi aslında fakat ben en güncel olanı sizlerle paylaşmak istiyorum. Yeni Asır Gazetesi Haber Müdürü Erhan Gülenç İzmir Bayraklı’da yapımı devam eden Şehir Hastanesi şantiyesini İzmir İl Sağlık Müdürü Mehmet Burak Öztop ile birlikte inceleyerek, ‘’Hastane açıldıktan sonra vatandaşlar buradan nasıl yararlanacak? Vatandaştan muayene, tetkik, tahlil ve görüntüleme gibi konularda katkı payı istenecek mi?’’ sorusunu yöneltti, Öztop’un cevabı ise, ‘’ Bayraklı Şehir Hastanesi bir devlet hastanesi çalışma prensibiyle hizmet verecek olup, vatandaştan herhangi bir katkı payı alınmayacak’’ oldu. Bu soru ve cevapla birlikte ikinci en çok tepki gören eleştiri de ortadan kalkmış oluyor.

Bir diğer maddemiz ulaşım… Bu maddeyi İzmir’de en çok gündeme taşıyan kuşkusuz Memur-Sen Konfederasyonu’na bağlı Sağlık-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Özgür Yıldırım oldu. Başkan Yıldırım sağlık çalışanlarının icap nöbetlerine, kesintisiz hizmet üretimine dikkat çekerek İzmir’in çeşitli ilçelerinde ikamet eden sağlık çalışanlarının İzmir Şehir Hastanesi’ne ulaşımdan kaynaklanan sorunlar yaşayacağını her fırsat ve platformda vurguladı. Çözümünün ise TOKİ’nin bölgedeki hazine arazisine sağlık çalışanları için bir toplu konut projesini hayata geçirmesinde olduğunu söyledi. Bu talebe henüz gelen bir yanıt bulunmamakta... Vatandaşın hastaneye ulaşımı hususunda ise Ak parti İzmir İl Başkanı Kerem Ali Sürekli’nin açıklamaları oldu.  Sürekli hastanenin şehrin merkezinde yer aldığını belirterek, alternatif toplu ulaşım için de tüm girişimlerde bulunacaklarını ifade etti lakin hassas kaynaklardan aldığım bilgi İl Sağlık Müdürü Mehmet Burak Öztop’un göreve gelir gelmez ilk iş olarak Karayolları Genel Müdürlüğü ile Şehir Hastanesi’nin ulaşımı hususunda görüştüğü olmuş. Alternatif ulaşım seçenekleri yaratmaya çalışan Müdür Öztop bunun için yoğun bir çaba sarf ediyor fakat seçeneklerin kısıtlılığı ve trafiği sıkışıklığı çözüm bekleyen konular arasında önceliğini koruyor. Şehir Hastanesi’nin konumunun belirlenmesi noktasında dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve İl Sağlık Müdürü Bedia Salnur’un niçin konum belirlemede İzmir’i bilen ve temsil eden insanlar olarak yol gösterici olmadığı da sorulması gereken bir diğer soru.

Türkiye Cumhuriyeti’ni 18 yıldır yöneten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sayılamayacak kadar çok eleştirildi, suçlandı, takdir edildi, alkışlandı… Kendisini ülkemiz için bir mucize olarak gören de var, iktidardan gitmesini isteyen de… Uzun yıllardır çok partili sistem ve zaman zaman kesintiye uğramış olsa da demokrasi ile yönetilen ülkemizde Recep Tayyip Erdoğan’ı sevenlerin, destekleyenlerin sayısının istemeyenlerden çok daha fazla olduğu somut bir gerçek zira seçimlerde alınan oylar bunun en büyük kanıtı zaten. Buna ilaveten yanlışları olduğunu söyleyenlerin de, gitsin diyenlerin de kalsın diyenlerin de hemfikir olduğu bir diğer gerçek de kendisinin ülkeye sayısız hizmetleri olması. Şehir Hastaneleri de bizler bu dünyadan göçüp gittikten sonra gelecek kuşaklara yadigar kalacak hizmetlerden sadece bir tanesi. Değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğu bir dünyada, değişmeye, değişirken de gelişmeye mecburuz. Şehir Hastaneleri kuşkusuz birçok hastanın daha üst standartlarda tedavi göreceği kurumlar olacak fakat bu hastaneleri kaleme alırken Gazeteci Yazar Soner Yalçın’ın Kara Kutu isimli kitabında okuduğum ve bildiğim kadarıyla henüz cevaplanmamış sorulardan bahsetmezsek eksik bir yazı olacaktır diye düşünüyorum. Dünyadaki gelişmiş ülkeler sağlık teknolojisini daha az radyasyon, daha az insan bedenine girdi sağlayacak bir sisteme dönüştürme üzerine yatırım yapıyorken, teknik, tahlil ve tedavide kullanılan cihazların boyutlarını küçültüyor, üç boyutlu hologramlı muayene, tahlil metotları geliştiriliyorken bizim ülkemizde niçin taşa, betona sağlık yatırımı yapılıyor? Bu bütçe sağlık teknolojisi için kullanılsa daha çok verim alınmaz mı? Şehir Hastanelerine son teknoloji denilerek alınan cihazlar onları kullanan sağlık personeli ve hastalar üzerinde ne gibi radyoaktif etki bırakacaklar? Ve bu cihazlar yardımcı malzeme ve yedek parça açısından bizi dış ülkelere kaç düğümle bağlamakta?

2020 yılının ikinci yarısı hizmet vermeye başlayacak İzmir Şehir Hastanesi’nin açılışında önce bu soruların da yanıtını almak dileğiyle…

YORUMLAR

  • 0 Yorum