Zamanı ve aklı kullanarak harikalar yaratıyor

EGEOLAY/İzmir’in yetiştirdiği dünyaca ünlü makas ve aynı zamanda aktivist ve çevreci kimliği ile tanınan Harun Cici, zaman ve aklı harmanlayarak hem yaşadığı İzmir’i hem de doğduğu topraklar olan Tortum’u da kalkındırmaya çalışıyor.

Zamanı ve aklı kullanarak harikalar yaratıyor

EGEOLAY/İzmir’in yetiştirdiği dünyaca ünlü makas ve aynı zamanda aktivist ve çevreci kimliği ile tanınan Harun Cici, zaman ve aklı harmanlayarak hem yaşadığı İzmir’i hem de doğduğu topraklar olan Tortum’u da kalkındırmaya çalışıyor.

Zamanı ve aklı kullanarak harikalar yaratıyor
28 Aralık 2019 - 19:25

İzmirli dünyaca ünlü kuaför Harun Cici, sadece mesleğinde başarılı olmakla yetinmiyor aynı zamanda dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için de emek veriyor. Çevreci ve aktivist yanıyla da tanınan Cici, yoğun mesaisinden arta kalan zamanını da Karaburun’un Saip Köyü’ndeki evinde doğa ile baş başa geçiriyor. Burada zeytin bahçeleri ve nergis tarlalarında enerji ve ilham toplayan Cici, tavukları, kedisi ve köpeğiyle de bir arada olmaktan keyif alıyor.
“Dünyada en değerli varlık zaman, ikincisi akıl” diyerek hayat mottosunu da anlatan Harun Cici, ortaokul çağında doğduğu topraklar olan Erzurum’un Tortum ilçesi Alapınar köyünden İzmir’e geldi. Ortaokulda okurken bir yandan da çıraklık yaparak onu dünyaca ünlü bir kuaför yapacak mesleğine başladı. Henüz 16 yaşındayken kuaför salonunu açan ve o gün bugündür mesleğindeki başarısını ulusal ve uluslararası ödüllerle süsleyen Cici, aynı zamanda hem İzmir hem de Erzurum için sosyal sorumluluk projelerine önderlik ediyor.
Cici, “Sosyal sorumluluk projelerim hep vardı. Mesela 2007’de Unesco’nun Mevlana yılıydı. Leningrad’da Neva köprüsünün üzerinde Mevlana felsefesiyle, ‘Kim Olursan Ol Gel’ felsefesiyle saçta ve teatral şovla sunum yaptık. Muhteşem ses getirdi. Ondan sonraki süreçte ‘Doğa Çöl Olmasın’, ‘Çocuk Gelinlere Hayır’ gibi projeler yaptık. Bu süreç devam ediyor. Hala üç dört tane proje var” diyor.

KÖYÜ KALKINDIRMAK İÇİN KOLLARI SIVADI
Köyden kente göçün bir zamanların üretken ve bereketli topraklarını adeta bozkıra çevirdiğini anlatan Cici, Erzurum’un Tortum ilçesinde de bu durumunu tersine çevirmek adına bir dizi projeyi hayata geçirdi. Cici bu projelerle ilgili şunları anlattı:
“Tortum Alapınar köyünde 70’li 80’li yıllardan sonra müthiş göç yaşandı. Tarla yetmiyor, tapan yetmiyor. 1. Kuşak büyük kentlere işçi olarak geldi. İkinci kuşak yani bizim gibiler okudu, para kazandı. Üçüncü kuşak yani bizim çocuklarımız birbirini tanımıyor; bu acı bir şey.
Erzurum Kış Olimpiyatları için çalıştım ve dedik ki burada bir de festival yapalım. Çünkü doğa yok oluyor. Asırlar boyunca bizim inançlarımızda, geleneklerimizde yeri olan bu topraklar terkedilmiş, baykuşlar ötmeye başlamış. Çok güzel bir köy festivali yaptık adı Sıla-i Rahim. Bayramın ikinci günü, hem bayramlaştık sıla-i rahim yaptık hem de köyümüzü tanıttık. Bugün devletin de bir politikası var. Akraba turizmi dediğimiz şey. Yani herkes doğduğu topraklara gidip üç beş gün on gün tatil yapsın. Hem sıla-i rahim yapıyorsun, sevap kazanıyorsun hem eski ata topraklarını, inançlarını geliştirmeye çalışıyorsun. Diğer projem de köylere yeniden hayat vermek. Bizim meşhur İspir’in Tortum’un organik beyaz fasulyeleri artık ekilmiyor. Ekim için iki kişi tutacağız, asgari ücretle. Sigortasını yatıracağız. Bize üretecek kendi toprağımızda. Bunu örgütleyebilirsek hem iki tane insan istihdam edeceğiz hem de kendi doğal fasulyemizi çocuklarımız da yiyecek. Artı köyden kente göçü tersine çevirmeye çalışacağız. Bununla ilişkili olarak köy evlerine yenileme çalışmamız da var. 40-50 yıl olmuş biz köyden çıkalı. Evlerimiz harap olmuş. Ben 10 sene önce gittim, babamlara daha yaşanabilir bir köy evi yaptım. Bir evin orada 20-30 bin lira tadilat maliyeti var. Şimdi düşünün; yüzlerce köyün böyle tadilata girdiğini… Artı değer olarak o ilçede ve o köyün ekonomisine girecek. Fasulye projemiz tutarsa ki mutlaka olacak, bir de köy evlerinin tadilatını yapabilirsek, ekonomide müthiş bir canlanma olacak.”

İZMİR’İN GÜZELLİĞİ BAMBAŞKA
Harun Cici’nin bir yanı Erzurum’sa diğer yanı da İzmir… İzmir’i çok sevdiğini söyleyen Cici, “İzmir’de büyüdüm. İstanbullular geldi mi köylü der ama bu güzel bir şeydir. Dışarıya çıktığında merhaba diyebileceğin insanlar vardır. İzmir’in böyle bir güzelliği vardır. Doğası fazla bozulmamıştır. Kentleşme olmuştur ama kendi içinde homojenleştirmiştir. Gettolar yaratılmamıştır İstanbul’daki gibi. Bayraklı’daki insan da Kemeraltı’nda çayını kahvesini içer, Alsancak’daki de... İzmir böyledir. Bu hoş bir şeydir” diye konuştu.

İzmir'de de birçok sosyal sorumluluk projesine imza atan Cici, kentini iyileştirmek için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini vurguladı. Cici sözlerini şöyle sürdürdü: “İzmirli sanatkarlar olarak dullara, yetimlere, kimsesiz çocuklara, down sendromlulara, engellilere destek oluyoruz. Önümüzdeki süreçlerde doğa, hayvan sevgisi ve hayvan haklarına dikkat çekmek için projeler üretiyoruz ve üretmeye de devam edeceğiz. Örneğin; sinema sektöründen arkadaşlar gelip bana küçük bir festival yapalım dediler. 'İzmirli İzmirliye sahip çıkıyor' diye bir proje. Amacı ise ekonomik anlamda zayıf olan insanlara katkı sağlamaktı. Belediyelerle görüşmeler yapıldı. Bu projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz.”

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Kâmile Yeşiltepe
    1 ay önce
    Harun Cici ile yazılan tüm anlatimlara can_ı gönülden katılıyor ve çok başarılı buluyorum. Ayrıca tüm yakınlarımın kuoförü ve altın makasıdır. Sonsuz başafılar ve kolaıklar Harun Cici