Bir önceki yazıda Süleyman peygamberin asası üzerinden hikmetin ve ilahi kudretin sembolünden söz etmiştik. O asa, peygamberlik makamının vakarını ve Allah’ın verdiği nimetin sorumluluğunu temsil ediyordu. Fakat tarih ilerledikçe insanlar bu sembolün anlamını çoğu zaman yanlış yorumladı.
Bugün okültizmle, büyüyle ve gizli ilimlerle ilgilenen çevrelere bakıldığında dikkat çeken bir ayrıntı vardır: Çoğu ritüelde asa kullanılır. Kimi zaman metalden, kimi zaman ağaçtan yapılmış bu değnekler, sözde enerji yönlendirmek ya da görünmeyen varlıklar üzerinde hüküm kurmak amacıyla kullanılır.
Peki neden özellikle asa?
Çünkü asa tarih boyunca otoritenin ve hükmetmenin sembolü olmuştur. Kralların elinde asa vardır, peygamber kıssalarında asa vardır. Bu nedenle okült ritüellerle uğraşanlar da aynı sembolü kullanarak bir tür güç taklidi yapmaya çalışırlar. Bir anlamda bu, kutsal olanın taklidini üretme çabasıdır.
Ancak burada çok önemli bir fark vardır.
Peygamberlerin elindeki asa ilahi bir emanetin sembolüdür. Okült ritüellerde kullanılan asa ise çoğu zaman insanın kontrol edemediği karanlık alanlara kapı aralamaya çalışır. Bu yüzden dinî metinler büyü ve sihir konusunda son derece açık bir uyarıda bulunur.
Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:
> “Süleyman inkâr etmedi; fakat şeytanlar inkâr ettiler. İnsanlara sihri öğretiyorlardı.”
> (Bakara Suresi, 102)
Bu ayet bize şunu öğretir: Sihir ve büyü, insanı hakikatten uzaklaştıran bir aldanış yoludur. Büyünün cazibesi çoğu zaman güce ulaşma arzusundan doğar. İnsan, görünmeyeni kontrol etmek ister. Oysa görünmeyenin bilgisi yalnızca Allah’a aittir.
Tarih boyunca büyücüler, kahinler ve okültistler hep aynı yöntemi kullanmıştır:
Sembolleri kutsallaştırmak, nesnelere gizem yüklemek ve insanların korkularını yönetmek.
Asa da bu sembollerden biridir.
Ama hakikat şudur: Bir değnek, bir sembol ya da bir ritüel insana gerçek güç vermez. İnsan ancak imanı, aklı ve ahlakıyla güç kazanır.
Bu yüzden büyük âlimler büyü ve muskalar konusunda her zaman temkinli olmayı öğütlemiştir. Çünkü insan bazen iyilik zannettiği şeyin içinde gizlenen kötülüğü fark edemez.
Ve yazıyı şu uyarıyla bitirmek gerekir:
Evinizde bir gün bir muska, bir büyü nesnesi ya da anlamını bilmediğiniz tılsımlar bulursanız ve bunu sizin ve ailenizin iyiliği, güzelliği ya da ferahlığı için yapılmış bir şey sanıyorsanız büyük ihtimalle yanılıyorsunuz. Çünkü insanın haberi olmadan onun hayatına müdahale eden her girişim, iyilikten çok karanlığa hizmet eder. Bunu sizin bilginiz dışında yapan her kim ise emin olun ki hakikatin değil, şeytanın yanında saf tutuyordur. Unutmayın; şeytan her zaman soldan fısıldamaz… bazen de sağdan fısıldar.


YORUMLAR