Reklam
Defne Özdemir

Defne Özdemir

[email protected]

Aşk

28 Ocak 2026 - 17:57

Sanırım bu hayatta ki en büyük mucize Aşk ..
Birine duyulan duygu aşk bilimsel olarak açıkladığında ;
Beyinde karmaşık bir kimyasal etkileşim sonucu ortaya çıkan hem fiziksel hem de duygusal olarak güçlü etkiler yaratan bir deneyimdir. Araştırmalar, aşık olunduğunda beynin ödül sisteminin devreye girdiğini ve dopamin salınımının arttığını göstermektedir. Bu süreç, aynı zamanda kişide yoğun bir heyecan ve bağlılık hissi oluşturur. İlginç bir şekilde, aşk sırasında prefrontal korteks gibi mantıklı karar alma bölgelerinde aktivite düşüşü gözlemlenir. Bu durum  "aşık olmanın mantıksızlığı" olarak tanımlanır.
Beynin limbik sistemi, özellikle hipotalamus ve amigdala, aşkın yoğun duygusal ve fiziksel tepkilerinin düzenlenmesinde merkezi bir role sahiptir. Hipotalamus, hormon salınımını yöneterek aşkın fiziksel belirtilerini tetikler kalp atışlarının hızlanması, nefes alışının değişmesi gibi tepkiler bu süreçten kaynaklanır. Amigdala ise aşkın duygusal boyutunu işler, özellikle heyecan, korku ve tutku gibi hislerin yönetilmesinde etkin olur. Peki;
Sadece hormonlardan ibaret midir? 

 Aşkta en önemli çizgi saygıdır aslında sevdiğini kırmamak adına gösterdiğin saygı. Aşk bazen severken gitmeyi göze almaktır mesela. Bazen susmak bazen kendini anlatmaya çalışmak bazende sadece yanında dinlenmektir, huzur bulmaktır.

Birde şu durumlar var tabi aşk sanılan psikolojik sorunların olduğu sadece çıkar ilişkisine dayalı durumlar var. Kaybetme korkusu değil Konfor alanım bozulmasın korkusu. 
Kırıp dökmek, bağırmak çağırmak, hakaret etmek ben sensiz yaşayamam demek gibi bunların hepsi saplantılı, takıntılı istediğini elde edemedikçe hırçınlaşan hırçınlaştıkça saçmalanan hareketlerdir. Bir saplantı ve ciddi bir psikolojik rahatsızlıktır.

Oysa ki aşk en saf, en temiz halidir hikayenin. Ben sensiz yaşayamam değil ben sensizde yaşarımda seninle bir başka güzel yaşarım halidir. Aşk kabulleniştir mesela sevginin ve birşeylerin hala temiz kalabileceğini kabullenmektir. Bir yolda bir olmaktır. Aslında bu şekilde baktığımızda aşk denilen şey sadede hormonal bir hareketlilikten ibaret değildir.
Peki ya aşık olmayı seçtiğiniz kişi o neye bağlı olarak seçilir? 
O sizin içinizdeki çocuğu gören ve size saygı duyan kişidir. Kırmaktan korktuğu için panikleyen kişidir. Size saygı duyan ve size saygı duyulmasını sağlayan kişidir.
 Aşk aslında sadece hormonlar değil öyle bir şey ki tüm her şeye rağmen milyonlarca kişi arasından onu seçmiş olmanızdır. Bu görünmez bir bağ ile bağlı olmak gibi. Yada gitmeniz gereken durumlarda gidememeniz, hayatın bir yerde sizi orada tutması. Birşeylerin o yola çıkması bu bi kader gibi.
Aşka sadece bilimsel olarak bakamayız. 
Çünkü aşk milyonlarca yıldız arasından iki yıldızın birbirini bulması ve fark edilmesi gibi. 
Bazende fark edilmekten korkulup en derinlere saklanan bir inci. Ve aşk kimin neyi ne kadar yaşamayı cesaret ettiğiyle ilgili. Hayatta aşkı yaşamaya cesaretinin ne kadar olduğu ile ilgili.

Peki ya senin ;

Aşkı yaşamaya cesaretin var mı ?

YORUMLAR

  • 0 Yorum