MHP'li Osmanağaoğlu; “Muhtarlarımız demokrasimizin itibarıdır"

EGEOLAY/MHP MYK Üyesi, İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu basın toplantısı düzenledi.

MHP'li Osmanağaoğlu; “Muhtarlarımız demokrasimizin itibarıdır"

EGEOLAY/MHP MYK Üyesi, İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu basın toplantısı düzenledi.

MHP'li Osmanağaoğlu; “Muhtarlarımız demokrasimizin itibarıdır
10 Ocak 2020 - 12:54

Osmanağaoğlu yaptığı açıklamada;

Bugün 
burada toplumun nabzını elinde tutan insanlarla bir aradayız. Çünkü mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev halkla temas halinde olan; insanımızın derdine derman bulmaya çalışan muhtarlarımız burada. Onlar bilirler kim garibandır, kim dertlidir, kim sıkıntıdadır. Onlar sırça köşklerinden çıkmayıp toplum üzerine ahkâm kesen anket cambazları gibi değillerdir.
Onlar içinden çıktığı insanlara yabancı, özüne yabancı siyasetçiler gibi değillerdir. Muhtarlar; seçilerek gelmiş ve kendilerini seçen insanlarla bir arada yaşayan kişilerdir. Muhtarlar, Türk demokrasisinin çekirdeğidir.
Muhterem Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin ifadesiyle; “Muhtarlıklarımız varsa demokrasimiz diridir. Muhtar demek mahallesinin hadimi demektir. Muhtar demek; mahalledeki devlet, mahalledeki dirayet, mahalledeki cesaret demektir.”
Biz de liderimizin çizdiği vizyonla muhtarlık sistemine bakıyoruz. Muhtarlarımızın Türk milletinin dili, Türk devletinin ise millete uzanan eli olduğunu biliyoruz.
Toplumla devletin en temel temas noktasını oluşturan muhtarlarımızın, bu ağır vazifeyi kısıtlı imkânlar çerçevesinde ifa etmeye çalıştığının farkındayız. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in bu husustaki sözleri; muhtarlarımızın dertleriyle hemdert olmamıza dair emir ve talimat niteliğindedir.
Kendisinin deyimiyle “Muhtarlarımız demokrasimizin itibarıdır. Devletin mahalledeki gözüdür, kulağıdır, nefesidir. Elbette sorunlarınızı biliyoruz. Elbette beklentilerinizi haklı buluyoruz. Şunu biliniz ki, muhtarlarımızın her meselesi bizim de meselemizdir”.
 
 Evet… Muhtarlarımızın meselesi, bizim meselemizdir. Bütün dertlerine derman olmak için var gücümüzle çalışmak, vazifemizdir.
İşte bu sebeple; önümüzdeki pazartesi günü Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gündemine taşıyacağımız bir teklifi sizlere duyurmak isterim:
Yerel yönetimlerle alakalı yapılan yasal düzenlemelerle mahalleye dönüşen köylerimizin gelirleri olmaması sebebiyle, bazı sorunlar yaşanmaktadır. Esasen bu sıkıntılar; muhtarlık ofislerinin bütününde gözlemlenebilmektedir. Muhtarlık binalarının giderlerini karşılamak, muhtarlarımız için ciddi bir külfete dönüşmüştür.
Tam da bu yüzden; 6360 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile mahalleye dönüşen köylerimiz başta olmak üzere, bütün muhtarlıklarımızın su giderlerine bir katkı sunmak amacı taşımaktayız. 
Milliyetçi Hareket Partili Belediye Meclis Üyelerimiz; muhtarlık ofislerinde kullanılan suların 7 metreküp’e kadar olan kısmının ücretsiz olmasını, kalan kısmının ise normal tarifeye göre düzenlenmesini teklif edecektir.
Bu teklif; değerli muhtarlarımıza bir nebze de olsa destek vermek isteğimizden kaynaklanmaktadır. Pazartesi itibariyle meclis gündemine gelecek olan bu teklifimize; yerel demokrasiye omuz vermek isteyen bütün üyelerin destek vereceğini ummaktayız.
Muhtarlara destek, demokrasiye desteğin turnusol kâğıdı olacaktır. Halkımızın tercümanı, milletimizin hizmetkârı muhtarlarımıza yardımcı olmak isteyen herkes; teklifimize olumlu cevap vermek zorundadır.
Halkçı siyaset martavallarıyla işbaşı yapıp; halkçılığını metroda verdiği düzmece pozlara indirgeyenlerin bu teklifimize karşı ne yapacağı da bizim açımızdan merak konusudur.
Milletin hâdimi olmak yerine sosyal medya fenomeni olmayı tercih eden Tunç Soyer’e; bu yeni kariyerinde başarılar dilemekle birlikte, işgal ettiği makamın hakkını vermek için de bir şeyler yapmasını tavsiye ediyoruz.
Çiçeği burnunda twitter trolü ve boş metro vagonunun ayakta giden yolcusu Tunç Bey; internet üzerinden alacağı retweet ve beğeniler üzerine bir başarı hikâyesi inşa edebileceğini düşünmektedir. Fakat bir siyasetçi için esas ölçü birimi halkın beğenisini kazanmaktır. Kendisi ise bu beğenilere mazhar olmaktan hayli uzaktır.
İzmir’in ortak değeri ve bir kent sembolü olan “Şato”yu kendisine konut yaptığından beri halkla teması epeyce azalmıştır. Bu sebeple havası kirlenen, suyu kesilen, elektriği kesilip karanlığa mahkûm edilen İzmirlinin feryadını duyamamaktadır.
Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin hazırladığı rapora göre Karşıyaka, Bornova ve Çiğli başta olmak üzere şehrimiz, hava kirliliği açısından artık acil durum sinyali vermektedir. İTÜ’den Profesör Doktor Hüseyin Toros’un açıkladığı verilere göre İzmir’in havasını bir yıl boyunca solumak; hemşerilerimizin sağlığına 23 paket sigara içmeye eşdeğer ölçüde zarar vermektedir.
İzmirli yalnızca bu dertlerden mustarip de değildir. Az evvel belirttiğim üzere; saatlerce süren ve hayatı zehir eden su ve elektrik kesintileri bir Tunç Soyer klasiği olarak İzmirlilerin hayatında iyice yer etmiştir.
2019’un son günlerinde su kesintileri üç güne varmaya başlayınca; vatandaşlarımıztemel ihtiyaçlarını yağmur suyuyla karşılamaya başlamıştır. Karabağlar’da vatandaşlarımız su tankerlerinin önünde kuyruk oluşturmuştur. Bu görüntülerin 1970’li yıllarda kaldığını zannederken; 2019’un son günlerinde tekrar karşımıza çıkması ya Tunç Soyer’in nostalji merakıyla veya CHP’li belediyecilik anlayışının 40 yıldır hiç değişmemesiyle izah edilmelidir.
Kısacası İzmir’de “Tunç Devri” başlamış ama İzmirli adeta yontma taş devrine mahkûm edilmiştir. Fakat şehrimizin Tunç Devri sadece kesintileriyle değil; aynı zamanda zamlarıyla da meşhur bir çağ olmuştur. 2020 yılını, suya gelen yüzde 15 zamla karşılayan İzmirliler; neredeyse su kesintilerine şükredecek noktaya gelmiştir. İzmirli hemşerilerimiz suya kavuşamamakta ama biraz olsun tasarruf edebildikleri için kendilerini şanslı hissetmektedir. Tunç Soyer ve gözü dönmüş yönetiminin faturalar üzerinden şehrimizden topladığı haraç; artık bu şehrin belini bükmeye başlamıştır.

Tunç Soyer; etrafındaki insanları kırbaçla yönetip ellerinde ne var ne yoksa gasp eden zalim bir derebeyi gibi davranmaktadır. Bu anlamda kendisini şatolara layık görüp; İzmir’in Şato’sunda ikamet etmeye başlaması anlaşılabilir bir durumdur.
Fakat anlamadığı şey; İzmirlilerin asla kendisine boyun eğecek köleler olmadığıdır. İzmirlinin boynunu bükmek kimseye nasip olmamıştır. Eğer bununla alakalı bir şüphesi varsa; Tunç Soyer, sevgili dostları olan Yunanistanlı mevkidaşlarından kısa bir kent tarihçesi dersi almalıdır!
Tarihimizden bihaber ve coğrafyamıza düşman olmak; sadece Tunç Soyer’in şahsi bir eksikliği değil, Kılıçdaroğlu CHP’sinin genel özelliğidir.
Tunç Soyer; bütün bunları derinlemesine düşünemeyecek kadar meşgul bir insandır. Çünkü kendisi çok ciddi dertlerle boğuşmaktadır! Örneğin halefi olan Seferihisar Belediye Başkanı’nın borç içinde bulduğu ilçenin sıkıntılarından dolayı Tunç Soyer’i suçladığı konuşulmaktadır.
Seferihisar’ın eski Belediye Başkanı Tunç Soyer; borçları bahane ederek, 500 milyon rayiç bedel biçilen belediye taşınmazlarını 119 milyona satmıştır. Fakat buna rağmen kendisi İzmir’in zirvesine tırmanırken; eski belediyesine 150 milyonluk borç bırakmıştır.
Aylardır maaş alamayan çalışanlar, bu durumdan şikâyet ettiklerinde; mevcut belediye başkanı, selefi olan Soyer’i suçlamaktadır.
Kendisi de bir CHP’li olan mevcut başkan; Tunç Soyer’in giderayak Seferihisar Belediyesi’ne aldığı 500 bankamatik memur sebebiyle, korkunç bir finansal bataklığa düştüklerini ileri sürmektedir. Kısacası Tunç Soyer’in zengin çocuk şımarıklığıyla yaptığı bu işlemler; şimdi ayağına dolanmaktadır.
Tunç Soyer’in bugünlerde meşgul olduğu bir başka iş de Konak ilçemizin Pasaport bölgesinde yapılan gökdelenle alakalı arabuluculuktur. CHP’li Konak Belediye Başkanı; bu gökdelenin şehrin siluetine zarar verdiğini söylerken, Tunç Soyer “yatırımcıyla ve şehir halkı arasında bir orta yol bulunmasını” tavsiye etmektedir.

Kendisi yatırımcılarla İzmirliler arasında kaldığında; orta yolu bulmak yerine, yatırımcılardan yana tavır göstermeyi adet edinmiştir. O yüzden de bu meselenin nereye bağlanacağı üç aşağı beş yukarı bellidir. Seferihisar Belediyesi’ne aitken ortalama bir daire fiyatına satışını yaptığı ada; Tunç Soyer’in yatırımcı aşkına örnektir. Tunç Soyer sadece tiyatro oynayarak, halkçı belediye başkanı rolünü sürdürmektedir.
Tunç Soyer’in canla başla uğraştığı bir başka meşguliyet de FETÖ’nün yöneticisi olduğu yönünde kuvvetli ve somut deliller bulunan Urla eski Belediye Başkanı Burak Oğuz’a sahip çıkmaktır. İçişleri Bakanlığı’mızın kanuni olarak üzerine düşeni yapması ve ilçe kaymakamını kayyum olarak ataması sebebiyle; Tunç Soyer isyan bayrağı açmıştır.
Belediye Meclisi’nden birinin Belediye Başkanı yetkilerini üstleneceğini ve kendilerinin de onu meşru başkan olarak kabul edeceklerini beyan etmiştir. Bu sözler; apaçık bir şekilde kanuna karşı çıkmaktır. Bu; aleni bir kalkışma provasıdır. Kendisi FETÖ imamlarıyla birçok görüşmesi olduğu basına yansıyan ve tutuklanarak cezaevine koyulan Burak Oğuz’u ziyaret ederek destek mesajları da vermiştir. PKK’ya destek veren belediye başkanlarının yerine kayyum atanınca da aynı tepkileri veren Tunç Soyer; terör destekçiliğine demokrasi kılıfı geçirmeye çalışmaktadır. Fakat mızrak çuvala sığmamaktadır.
Kendisinin İzmir’de ağırladığı Adnan Selçuk Mızraklı seçilmiş bir belediye başkanı olmasına rağmen; PKK’lı militanlara yardım ve yataklık eden bir teröristtir. Alçak bölücü örgüt tarafından şehit edilen Muhammet Fatih Safitürk ise zamanında Mardin’in Derik ilçesine kayyum olarak atanmış bir kaymakamdır. İşte Tunç Soyer’in demokrasiden anladığı şehit kaymakamdan taraf olmak değil; onu katleden karanlık iradenin yardakçısı olmaktır.
İzmir ise şehit kanlarıyla sulanmış mübarek bir topraktır. Bu şehir; uğruna istiklal harbi verilen, sayısız Mehmetçiğin yoluna kurban olduğu bir şehirdir. İzmir her daim katillerden yana değil, şehitlerden yana saf tutmuştur. Bundan sonra da öyle yapacaktır.
Tunç Soyer’in meşgalelerinden konu açılmışken, kendisinin son zamanlardaki en büyük probleminden bahsetmek isterim. Evet… Tunç Soyer’in son dönemlerdeki en ciddi sıkıntılarından biri de İzmir’e sevdalı bir Türk evladı olarak Tamer Osmanağaoğlu’nun söylediği sözlerdir.
Kendisi İzmir Belediyesi’nde yapılan usulsüzlüklere, milletin parasının peşkeş çekildiği yerlere dair hiçbir cümleme yanıt verememiştir. Kendisine vekaleten CHP İzmir İl Başkanı’nı konuşturma kararı almıştır. Fakat rivayetlere bakılırsa Tunç Soyer ve fedaisinin son zamanlarda araları CHP il kongresi yüzünden açılmıştır.
Bu yüzden er meydanının kaçak dövüşçüsü Tunç Soyer’in yeni bir sözcüye, gözü kara yeni bir fedaiye ihtiyacı vardır. Ama bulacağı isimlerin hiçbirisi kaçınılmaz akıbetin yaşanmasına engel olamayacaktır. Tunç Soyer er ya da geç bu milletin önünde hesap verecektir.
Ancak Tunç Soyer; tam aksine benden hesap soracağına dair gazetecilere beyanat vermiştir. “Hukuki olarak hakkımızı arayacağız. Bu kadar ağır saldırıların, bu kadar hakaretin hesabını soracağız” diyerek; bana karşı takınacağı tutumu tarif etmiştir.
Eğer hesap sormaktan muradı; mahkemelere başvurmak ise kendisine kötü bir haberim olacaktır. Artık işkenceci babasının savcılık yaptığı düzmece 12 Eylül mahkemeleri kalmamıştır. O adalet katilleri; tarihin çöplüğüne gömülmüştür. Bağımsız Türk yargısının vereceği bütün kararlar da daima başımızın tacıdır. En yakın zamanda Tunç Soyer’in gerekeni yapması konusunda ısrar ediyor ve kendisiyle mahkemede hesaplaşacağımız günü iple çekiyorum.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum