Başkan Özgür Yıldırım: İzmir’de Sendikacılık Anlayışını Değiştirdik

HALİME ERDOĞAN-EGEOLAY/3 milyon 33 bin memurun ve 2 milyon 56 bin memur emeklisinin gözü kulağı toplu sözleşmede, zira Ağustos ayında yapılacak toplu sözleşme ile 2020 ve 2021 yıllarında alacakları zam ve sosyal destek ödemeleri belirlenecek.

Başkan Özgür Yıldırım: İzmir’de Sendikacılık Anlayışını Değiştirdik

HALİME ERDOĞAN-EGEOLAY/3 milyon 33 bin memurun ve 2 milyon 56 bin memur emeklisinin gözü kulağı toplu sözleşmede, zira Ağustos ayında yapılacak toplu sözleşme ile 2020 ve 2021 yıllarında alacakları zam ve sosyal destek ödemeleri belirlenecek.

Başkan Özgür Yıldırım: İzmir’de Sendikacılık Anlayışını Değiştirdik
10 Temmuz 2019 - 20:04

Toplu sözleşme masasına memur ve memur emeklilerini temsilen 1 milyon 19 bin 853 üye ile Türkiye’nin en büyük sendikası olan Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) oturacak. 
Memur-Sendikaları Konfederasyonuna bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Özgür Yıldırım ile bir araya gelerek yaklaşan toplu sözleşme dönemini konuştuk. 
Sağlık-Sen İzmir 1 No’lu Şubesi bölgesinde bulunan 19 kurumun hepsinde yetki aldı, yüzde 13 büyüme 390 üye artışı ile rakiplerini geride bıraktı. Ağustos ayında yapılacak olan toplu sözleşmeden döner sermaye yönetmeliğinin değişmesi, yıpranma payı, 3600 ek göstergenin tüm sağlık çalışanlarını kapsaması, yardımcı hizmetli kadrosunun memur kadrosuna geçirilmesi gibi talepleri var. Sorunları dile getirirken çözümü de beraberinde sunduklarını söyleyen Başkan Özgür Yıldırım ‘’sağlık ekip işidir, sendikacılık gönül işidir, dik duruşun da, kuruşun da hesabını iyi biliriz’’ diyor.
 
Bölgenizde bulunan tüm kurumlar sizce yetkiyi neden Sağlık-Sen 1 No’lu Şubeden yana kullandı? 

 
Sağlık-Sen İzmir 2014 yılında tek şubeydi, ben o dönemde teşkilat başkanı olarak göreve başladım. O dönemde 6 kurumda yetkiliydik. İzmir’de toplam 43 kurumda 4720 üyemiz vardı, şimdi ise 9500 civarında üyemiz var. 20 yılda gelinen noktaya biz 4 yılda geldik. Burada elde edilen başarıyı, her ortamda vurguladığımız samimiyet olgusuna bağlıyorum. Biz yapacağımız ya da yapabileceğimiz ne ise onun üzerinde durduk. Yapamayacaklarımızın sözünü vermedik. Sırası geldi ailemizden fedakarlık ettik, çocuklarımızdan fedakarlık ettik, sağlık çalışanlarının bir problemi varsa gecesinde de gündüzünde de yanlarında olduk. Biz insanları ötekileştirmedik, dili, dini, mezhebi, meşrebi, sendikası ne olursa olsun sağlık çalışanlarının hepsini kucakladık, özlük ve mali haklarını korumak için çabaladık. Tüm sağlık çalışanlarının sesi, sözü, gözü olduk. Bu sebeple sağlık çalışanlarının takdiri ile yetkiyi bize getirdi.

 
Sizi diğer sendika başkanlarından ayıran özellikler ne?

 
İnsan odaklı sendikacılık yapmamız. Mağduriyeti olan kişinin sendikasına bakmadan yanında olmamız. Bu da ister istemez başarıyı, sevgiyi getiriyor. Asla ‘‘ben’’ mantığıyla hareket etmedim, hep ‘’biz olursak güçlü oluruz’’ dedim. 

 
Diğer sendikaların yöneticileri genelde hastanelerde de yönetici kadrolarında yer alıyorlar, Sağlık-Sen 1 No’lu Şube olarak bu konuya yaklaşımınız nasıl?

 
Bizim amacımız belli, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sorunlarıyla dertlenecek arkadaşlarımızla yol almayı istedik. Geçmiş süreçte yapılan olağan kurulumuzda da arkadaşlarımızın samimiyeti ortadaydı. ‘’Biz olalım, sorun çözelim’’ diyen bir ekibimiz var. Makam, mevki peşinde koşan bir ekibimiz yok çok şükür. Herkesin hesabı farklı olabiliyor, bazı sendika başkanlarının yakınları, eşleri mevkilere geldi. Benim anlayışımda bu olmadı. Birinci derecede hiçbir yakınım makamda ya da mevkide değildir. Kaldı ki profesyonel sendikacı olmadan önce de acil serviste, yoğun bir ortamda görev yapan bir sağlık çalışanıydım. Kendim için bile rahat, masa başı iş yapayım hesabım hiç olmadı. Bugün başkanlığını yaptığım 1 No’lu Şube yönetim kurulu üyelerim, başkan yardımcılarım çeşitli servislerde çalışıyorlar. Kimisi acilde, kimisi serviste, kimisi ameliyathanede çalışıyor. Yani sahanın içindeyiz, bu da bizi çözüm odaklı sendikacılıkta öne geçiriyor. 
 
 
2019 yılı Temmuz ayı istatistikleri yayımlandı. Memur-Sen’in 1 milyon 19 bin 853, Sağlık-Sen’in 251 bin 572 üyesi mevcut. Kamu-Sen 413 bin 339, Türk Sağlık-Sen 97 bin 194 üye ile sizden sonrası en çok üyesi olan sendika. Yani neredeyse sizden sonra en çok üyesi olan sendikayı bile üçe katlıyorsunuz. Rakip sendikalardan da bu ezici üstünlük ‘hükümete yakın sendika’ olmanıza bağlanıyor. Sizin bu konudaki yorumunuz nedir?

 
İzmir bazında değerlendirecek olursak İzmir’de 3 tane Sağlık-Sen Şubesi bulunuyor. Diğer şubelerde üye kaybı mevcut, 1 No’lu Şube olarak bizim üye sayımızda 390 artışımız var. Ak Parti 17 yıldır iktidar, eğer iddia edildiği gibi bir durum olsaydı bu iktidar sürecinin ilk birkaç yılında yetkili sendika olunmaz mıydı? Türkiye geneline bakıldığında bizim şubemizde yüzde 13’e tekabül eden bir artış var. Bu ekip olabilmenin, biz olabilmenin başarısıdır. Genel anlamdaki sıkıntılara çözüm odaklı yaklaşmanın başarısıdır. Kaldı ki sorunları çözebileceğimiz yerin hükümet olduğu unutulmamalı, taleplerimiz ilettiğimizde çözebiliyorsak bu hükümetin sendikası değil çalışanın, emek verenin sendikasıyız demektir.

 
Sendikalar arası rekabet mevcut, bu rekabet zaman zaman sertleşiyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz, rekabet nasıl olmalı?

 
İzmir’deki sendikacılık anlayışını biz değiştirdik. İzmir’de yıllar boyu sendikacılık, sendikacılığı kendilerine meslek edinmiş kişiler tarafından yapıldı. Bugüne dek hizmetli kadrosunda olup, hizmetlinin hakkını savunan sendika yetkilisi görmedim. Bunun yerine kendine ve yönetimine kadro açıp, koltuk verme sevdasında olan sendika başkanları gördük. Diş protezcisi olan bir arkadaşın hukuk işleri bürosunda çalışması ne kadar etiktir, bu sorgulanmalı. Sendika başkanları sendikayı kendilerine makam veya koltuk olarak gördükleri müddetçe başarılı olmazlar. Biz ise üyelerin dertleriyle dertlenen bir ekip yaratmanın peşine düştük. Bizi diğerlerinden ayıran diğer önemli nokta, bizim sendikamızın başında Kürt, Türk, Laz, Çerkez gibi bir ibare yok, biz herkesi kucaklayan, herkese sahip çıkan bir anlayışla yol alıyoruz. Biz uzun yıllar bu koltukta oturalım, başkan olarak kalalım derdinde değiliz, olmayacağız, bunu çok çeşitli platformlarda da dile getirdik. Günü geldiğinde de bunu göstereceğiz. Biz yapabildiğimizi yapıp, bizden sonrakilere yol, kardeş, abi olacağız. 18 yıl maaşlı sendikacılık yapmak, makam, koltuk hesabı yapmak bizim sendikacılık anlayışımız ile ahlakımız ile bağdaşmamaktadır. 


 
Toplu sözleşme dönemi yaklaşıyor. Talepleriniz var, bu talepleri gerek sosyal medyadan gerekse yazılı ve dijital medya aracılığıyla dile getiriyorsunuz. 657’ye tabi aynı işi yapan fakat kadroları ayrı olan, özlük hakları ayrı olan sağlık çalışanları var.
Bu hususta çalışmanız var mı?
 
 
Biz Sağlık-Sen olarak 2009 yılında yetkili sendika olduk. Sözleşmeli ibaresi ilk 1979 yılında çıkan bir yasa ile oluşmuştur. 2005 ve 2007 yıllarında 4B’li sözleşmeli personel alımına başlanıldı. O dönemde yani biz yetkili değilken sözleşmeli personel olmaması gerektiğini her platformda söyledik. Dönemin yetkili sendikalarına yani bugün bizi eleştirenlere de en güzel cevabı dönemin dokümanlarıyla verdik. 2009’da ilk yetkili sendika olduğumuzda, 4B’li çalışan birinin özlük haklarından, giyim yardımı gibi mali alanlarda aynı işi yaptığı başka bir personele göre mağdur olduğunu dile getirdik. Bunun üzerinde durduk, 2011 yılında 4B’lilerin 4A kadrosuna geçirilmesinde en önemli rol Sağlık-Sen’indir. Eşinden, çocuğundan ayrı yaşayanların hayatı 4A kadrosuna geçiş ile düzene girdi.  Aynı işi yapan kişilerin farklı ücretler alması kabul edilemez. Sağlık Bakanlığından talebimiz 4A kadrosunda tek tip çalışan olmasıdır. Vekil ebe, vekil hemşire olmamalıdır. Bu surette mücadelemizi yapacağız. Son süreçte de 4B’liler için 4+2 öngörülüyordu. 3+1’e sağlık çalışanları dahil edilmemişti. Genel merkezimiz nezdinde girişimlerde bulunuldu. Sayın Genel Başkanımız Semih Durmuş gerekli görüşmeleri yaparak, sağlık çalışanlarının da dahil edilmesi gerekliliğini, aksinin çifte standart olacağını anlattı. Böylelikle ilgili kanunda sağlık çalışanları da yer aldı. Geçtiğimiz günlerde de, resmi gazetede yayımlanarak 3+1 sağlık çalışanlarını da kapsadı. 
 
Ek ödeme yönetmeliğinin değişmesini ve daha adil bir sistem olması gerektiğini söylüyorsunuz, adil sistemi açabilir miyiz?

 
Sağlığın ekip işi olduğunu, verilen emeğin eşit olduğunu düşünüyoruz. Bundan dolayı hakkaniyetli bir şekilde dağılım olması gerektiğini söylüyoruz. Performansa dayalı ek ödeme sistemi artık ömrünü tamamladı. Sağlık çalışanları hekim ve hekim dışı personel olarak ayrılmamalı. Biz hastaneye gittiğimiz zaman ‘’bugün üç ya da beş hasta bakacağız’’ diye rakam koymuyoruz kendimize. Bir iş günü içerisinde 3 hasta da gelebilir, 100 hasta da gelebilir. Herkes kendine, ailesine, çocuğuna iyi bir gelecek hazırlayabilmek için çalışıyor. Kişi ev alacak, alacağı evin kredi ödemesini ayarlayacak, hastaneye gelen hasta sayısı az diye ek ödeme alamayacak. Ek ödeme sisteminin adil olması ve sağlık çalışanların tamamının net gelir elde etmesi gerekiyor. Bunun için atılması gereken adımlar var, tabi ki performansa dayalı ek ödeme sisteminin değişmesi şart ama burada önemli nokta hastanelerin üzerindeki yükün alınması. Hastane bir gelir elde ediyor, ek ödeme olarak bunun yüzde 38’ini dağıtabiliyorsunuz. Geriye kalan yüzde 62’lik dilim, hastane genel giderleri, personel ödemeleri, nöbet ücretleri gibi giderleri karşılıyor. Bu yüzde 38’lik dilim 50-60 oranlarına çıkartılırsa hastanelerde ödeme yapabilecek bir pozisyon oluşacak. Bakın 14-15 yıldır artmayan Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) mevcut. Biz taleplerimizi dile getirirken çözümünü de sunuyoruz. 



Yıpranma payları ile ilgili Sağlık-Sen olarak çalışmanız var mı?

 
Sayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan Hemşeriler Gününde 5 yıla 1 yıl yıpranma payı sözü verdi. Aradan beş yıl geçti, bizim talebimiz karşılanmadı. Biz 5 yıla 1 yıl olmasını istiyoruz, gelinen noktanın 6-7 yıla 1 yıl olarak tekabül edip, geriye dönük olmaması sağlık çalışanlarındaki beklentiyi karşılayamadı. Bununla ilgili dava açtık, hakkımızı alana kadar peşini bırakmayacağız. Konu ile ilgili diğer sendikalar imza toplayalım, dilekçe toplayalım, ilgiliymiş gibi gözükelim gayretine girdiler ama dava açan ve resmi işlem yapan tek sendika biz olduk. 


 
3600 Ek Gösterge Yasası meclisten yakın zamanda çıkacak gibi gözüküyor fakat taslakta sadece hemşireler yer alıyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sendikanız adına başarı olarak nitelendiriyor musunuz?

 
3600 ek gösterge tüm kamu çalışanlarının hakkı, bu haktan herkesin faydalanması gerekiyor. İlk etap için öğretmen, polis, imam ve sağlık alanından hemşireler ele alındı. Daha öncede söylediğim gibi sağlık ekip işidir, ebesi, hemşiresi, anestezi teknisyeni, sağlık personeli ayrımı yapılması söz konusu olamaz, olmamalı. 3600 ek göstergenin sağlık çalışanlarının hepsini kapsamasını istiyoruz. Tabi ki hemşirelerimize verilmesi sevindirici, bunu da bir adım olarak görüyoruz, ardının da geleceğine inanıyoruz. Bununla beraber diğer arkadaşlarımızın da mağdur edilmemesini istiyoruz. Bu hususunda takipçisi olacağız, gerekirse emsal gösterip dava açacağız.
 
Seyyanen zam isteğiniz var…

 
Sağlık fedakarlık ve vicdanla yapılan bir iş, hastanın en mahreminde, en acılı, en sevinçli günündesin. Sağlık çalışanlarının branşı fark etmeksizin yıprandığı, tükendiği ortadadır. Sağlık çalışanları da asker, polis gibi riskli çalışma grubu içerisindedir.  Bu risk hem psikolojik hem de biyolojik olarak mevcuttur. Sağlık çalışanlarının da saydığımız meslek grupları ile net maaşlarının oranlanmasını ve mağduriyetin giderilmesini istiyoruz. Sağlık çalışanları emekli olamıyor, emekli olunca ek ödeme alamayacak, net maaşı düşük. Bizim talebimiz de bu doğrultuda uzun lafın kısası seyyanen zam yapılması gerektiğine inanıyoruz. 


Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiniz, Whatsapp Mevzuat Danışma Hattını kurdunuz. Geri dönüşler ne doğrultuda?

 
Bizim mevzuat grubumuz var, 4 aylık süreçte binin üzerinde mesaj aldık. Bu mesajlara en fazla 24 saat içinde cevap veriyoruz. Bizim anlayışımız zaten çözüm, sağlık çalışanlarımızın da sorun ve sorularını buradan cevaplıyoruz. Sendikacılığa farklı bir boyut kazandırdığımızı, İzmir’in tüm Türkiye’ye örnek olduğunu içeren mesajlar alıyoruz. Bu da bizi çok mutlu ediyor. 

 
Son olarak sağlık çalışanlarına ne söylemek istersiniz? 


 
Herkesin sıkıntısını biliyoruz. Sağlık çalışanlarımızın şunu bilmelerini istiyorum;
Bizlerin de bir sağlık çalışanı olduğumuzu, yarınlarımıza daha iyi bir gelecek bırakmak ve hak ettiğimiz değeri görebilmek için gerek özlük, gerek mali haklarımız için mücadele ediyoruz. Vicdanla ve fedakarlıkla emek veren tüm arkadaşlarımızın Ağustos ayında yapılacak toplu sözleşmede en iyi şekilde temsil edileceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Hepsine buradan saygılarımı sunuyor, işlerinde kolaylıklar diliyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum