Asu Kaya: ''Doğum İzni Tek Başına Çözüm Değil, Bu Anlayış Kadınları Eve İtiyor''
EGEOLAY/CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, doğum sonrası annelik izninin 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin düzenlemeyle ilgili, "Bugün iktidarın bu düzenlemeyi neden gündeme getirdiğini de herkes çok iyi biliyor. Türkiye’de doğum oranları düşüyor, genç nüfus azalıyor ve yıllardır yanlış ekonomi politikalarıyla derinleşen geçim krizi ailelerin çocuk sahibi olma kararını erteliyor. Şimdi yalnızca analık iznini artırarak bu tabloyu değiştirebileceklerini düşünüyorlar" ifadesini kullandı.
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, doğum sonrası annelik izninin 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin düzenlemeyle ilgili yaptığı açıklamada, "Doğum sonrası analık izninin 24 haftaya çıkarılması, kâğıt üzerinde olumlu görünen bir adımdır. Elbette bebeğin bakım ihtiyacı, emzirme süreci, anne-bebek bağının güçlenmesi ve annenin toparlanma süreci açısından önemlidir. Ancak mesele yalnızca süreyi uzatmak değildir. Asıl mesele, kadınların hayatını gerçekten kolaylaştırmak mıdır; yoksa tüm sorumluluğu yine kadının omuzlarına yüklemek midir?" dedi.
Kaya, şunları kaydetti:
"Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre kadınların yüzde 40’ı doğumdan sonraki ilk altı ayda işten ayrılıyor. Bu oran bir yıl içinde yüzde 56,5’e yükseliyor. Yani her iki kadından biri annelik ile çalışma hayatı arasında sıkıştırılarak sistem dışına itiliyor. Bu tablo kadınların tercihi değil, iktidarın kurduğu eşitsiz düzenin sonucudur. Bugün hâlâ bakım yükünü yalnızca kadının görevi gibi gören bir anlayışla karşı karşıyayız. Babaya sadece 10 gün izin verip bunu aile politikası diye sunuyorlar. Buradan soruyorum: Çocuk sadece annenin mi sorumluluğudur? Baba neden bu sürecin ortak paydaşı yapılmamaktadır? Gerçekten aileyi güçlendirmek isteyenler, kadını eve kapatan değil; kadınla erkeğin sorumluluğu eşit paylaştığı bir düzen kurar. Ama iktidarın zihniyeti başka. Onlar kadını kamusal hayatta, iş hayatında, karar mekanizmalarında güçlü görmek istemiyor. Kadını eve hapseden, ekonomik bağımsızlığını zayıflatan, erkeğe bağımlı hale getiren politikaları tercih ediyorlar. Ama bu anlayışla aile de kadın da güçlenmez.
"Bu düzenleme neyi çözüyor"
Kadınların iş hayatında kalabilmesi için yalnızca izin süresi yetmez. Kreş gerekir, nitelikli ve erişilebilir bakım hizmetleri gerekir, gelir kaybını azaltacak destekler gerekir, güvenceli ve esnek çalışma koşulları gerekir. Ama bu teklifte bunların hiçbiri yok. Kreş yok. Kamusal bakım desteği yok. Kadının işe dönüşünü kolaylaştıracak mekanizmalar yok. Kısacası kadının bakım yükünü hafifletecek politikalar yok. O halde bu düzenleme neyi çözüyor? Kadına biraz daha uzun süre evde kalmayı dayatıyor ama sonrasında onu yine yalnız bırakıyor. Kreş yoksa, destek yoksa, bu teklif eksiktir.
"Onların derdi çözüm üretmek değil günü kurtarmaktır"
İkiz ya da üçüz doğum yapan kadınların yükü katlanarak artıyor. Erken doğum riski, yoğun bakım süreçleri, fiziksel ve psikolojik yıpranma çok daha ağır yaşanıyor. Buna rağmen sadece iki haftalık ek süre veriliyor. Bu gerçeklerden kopuk bir yaklaşımdır. Biz komisyonda en az dört hafta ek süre verilmesini, babaya da doğum sonrası izin tanınmasını önerdik. Ancak tüm önerilerimiz reddedildi. Çünkü onların derdi çözüm üretmek değil, günü kurtarmaktır.
Aynı veriler gösteriyor ki kadınların yüzde 64,3’ü yeniden istihdama katılıyor. Demek ki sorun kadınlarda değil; sorun, sizin kurmadığınız sosyal destek sisteminde. Kadın istihdamı ile doğurganlık arasında bir çelişki yoktur. Doğru politikalarla ikisi birlikte artabilir. Ama siz yanlış politikalarla hem kadınları işsizliğe itiyor hem de aileyi zayıflatıyorsunuz. Kadınlara işgücüne katılımla annelik arasında tercih dayatıyorsunuz. Bu nedenle bu teklif eksiktir, eşitsizdir, yetersizdir. Kadınları güçlendiren değil, onları yalnızlaştıran bir anlayışın ürünüdür. Bugün iktidarın bu düzenlemeyi neden gündeme getirdiğini de herkes çok iyi biliyor. Türkiye’de doğum oranları düşüyor, genç nüfus azalıyor ve yıllardır yanlış ekonomi politikalarıyla derinleşen geçim krizi ailelerin çocuk sahibi olma kararını erteliyor. Şimdi yalnızca analık iznini artırarak bu tabloyu değiştirebileceklerini düşünüyorlar. Oysa doğum oranlarındaki düşüşün nedeni birkaç haftalık izin eksikliği değildir. Gençler işsizse, barınma krizi büyümüşse, kiralar maaşları aşmışsa, kreş yoksa, bakım hizmeti yoksa, kadınlar güvencesiz çalışıyorsa siz sadece izin süresini uzatarak bu sorunu çözemezsiniz. Gerçek bir nüfus planlaması yapmak istiyorsanız önce gençlere umut, ailelere güvence, kadınlara eşit ve özgür bir yaşam sunmak zorundasınız.
Aksi halde yapılan her eksik düzenleme, gerçek sorunları gizlemeye çalışan pansuman tedbirlerden öteye geçemez. Ben iktidara bir kez daha çağrı yapıyorum: Gerçekten aileyi güçlendirmek istiyorsanız kadını yalnız bırakmayın. Gerçekten sosyal politika yapmak istiyorsanız kreşleri yaygınlaştırın, ev bakım yükünü eşitleyin, babayı sorumluluğun parçası yapın. Gerçekten samimiyseniz kadınların hayatına dokunan, onları özgürleştiren düzenlemeler getirin."







YORUMLAR