AK Parti Milletvekili Kırkpınar: Karakayalı Sanırım Rektör Hanıma Vadettiklerini Yerine Getirmiyor

HALİME ERDOĞAN/EGEOLAY-AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar Ege Olay’dan Gazeteci Halime Erdoğan’a önemli açıklamalarda bulundu.

AK Parti Milletvekili Kırkpınar: Karakayalı Sanırım Rektör Hanıma Vadettiklerini Yerine Getirmiyor

HALİME ERDOĞAN/EGEOLAY-AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar Ege Olay’dan Gazeteci Halime Erdoğan’a önemli açıklamalarda bulundu.

AK Parti Milletvekili Kırkpınar: Karakayalı Sanırım Rektör Hanıma Vadettiklerini Yerine Getirmiyor
14 Ocak 2020 - 14:14

AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar ile Bayraklı’daki ofisinde bir araya gelerek gündeme dair sorularımı yönelttim. Kemalpaşa Belediye Başkanı Rıdvan Karakayalıile İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bedriye Tunçsiper arasında yaşanan ‘’zamanım yok’’ krizine yönelik ‘’Belediye Başkanı sanırım rektöre vadettiklerini yerine getirmiyor. Kendisi yerleşke, yurt gibi alanlarda yardımda bulunursa eminim ki en kısa sürede bir araya gelinir. Belediye Başkanının kaygıları olabilir, ‘bir üniversite Kemalpaşa’ya gelecek ama bu üniversiteyi AK Partililer mi getirecek yoksa CHP’li Belediyeler mi getirecek’ gibi bir kaygısı var büyük ihtimalle. Bunu bir siyasi malzeme olarak belki kullanmak istiyor olabilir, onun için bu konuda içlenmiş olabilir, farklı demeçler vermiş olabilir. ’’ açıklamasında bulundu. Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in ‘’Ankara’dan hizmet üretmemiz engelleniyor’’, Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin’in ‘’kentsel dönüşüm için Ankara’dan onay bekliyoruz’’ ifadelerine ise ‘’hizmet üretemedikleri için vatandaşa bu cevabı veriyorlar’’ diyen AK Partili Kırkpınar Cumhur İttifakı’nın Türkiye için ne denli önemli olduğunu anlattı ve Aliağa Belediyesi’nin hizmet ürettiğini dile getirdi. İyi Parti İzmir İl Başkanı Hüsmen Kırkpınar ile aralarının iyi olduğunu söyleyen tecrübeli siyasetçi Yaşar Kırkpınar gerçekleştirdiğimiz söyleşide önemli açıklamalar yaptı.



Kemalpaşa Belediye Başkanı Rıdvan Karakayalı, İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bedriye Tunçsiper’den Kemalpaşa’ya gelecek meslek yüksekokulu ile ilgili görüşmek istediğini fakat rektör tarafından ‘’zamanım yok’’ diyerek randevu verilmediğini ifade etti. Siz rektör ile bir araya geldiniz ve bu konu ile alakalı görüştünüz. Rektör niçin Karakayalı’nın görüşme talebini reddederek üniversite için sizinle bir araya geldi?

Bu konuyla ilgili CHP Milletvekili Mahir Polat Bey’in de bir açıklaması oldu. Rektör Hanımın niçin randevu verip vermediğini bilmiyorum, bu durum Kemalpaşa Belediye Başkanı Rıdvan Karakayalı ile Hoca Hanım Prof. Dr. Bedriye Tunçsiper’in arasındaki bir mesele. Biz rektör hoca ile havaalanında karşılaştık, üniversite çalışmaları yaptığını, Kemalpaşa’da yüksekokul açmak istediklerini söyledi. Ben de hangi bölümleri açmak istediklerini sordum çünkü ben Kemalpaşa’da oturuyorum, orada uzun yıllar siyaset ve ilçe başkanlığı yaptım. Hoca Hanım hangi bölümleri açacakları ile ilgili kesinleşmiş bilgi olmadığını, araştırma içerisinde olduklarını ifade ettiler. Ben de Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi içerisinde (KOSBİ) meslek lisemiz, kolejimiz olduğunu söyledim. Bu kolej yeni, Türkiye’de örnekleri çok az ve yönetimi KOSBİ tarafından yapılan bir lise. Onlar da bir anket yaptılar, hangi bölümleri açarsak biz bu lisede başarılı oluruz diye. Burada amaç kolejden mezun olanların istihdam ettirilebilmesiydi. Bu çok güzel bir çalışma, ben de süreci bildiğim için rektör hanıma anlattım, kendisi de ‘’KOSBİ yönetimi ile nasıl bir araya gelebiliriz?’’ diye sordu. Ben de randevu ayarladım ve birlikte KOSBİ’nin müteşebbis heyetini, yönetimini ziyaret ettik. Çünkü meslek yüksekokulu açılacak Kemalpaşa’da, etki analiz yapılarak açılmasını istiyorum ben. Birçok meslek yüksekokulu var, bunların daha işler olabilmesi, Kemalpaşa’da bu okuldan mezun olan çocuklarımızın hemen istihdam edilebilmeleri için bir etki analizi yapılarak bölümlerin açılması taraftayım. Ben KOSBİ Başkanını aradım, Kamil Bey’de eğitimci olduğu için bu konularla yakından ilgili kendisi, memnun olacağını ifade etti, ‘’yarın toplantımız var, gelebilirseniz buyurun’’ dedi, rektör hocayı aradım ve biz KOSBİ yönetim kurulunu ziyaret ettik. Yönetimde Kemalpaşa Kaymakamı, Kemalpaşa ve Büyükşehir Meclis Üyesi de vardı, beş kişilik bir yönetim vardı. Burada bir çalıştay, etki analizi yaptık ve çok faydalı bir çalışma oldu.

Vekilim benim burada sormak istediğim şu, siz toplantıya çağırdığınızda hemen ertesi gün Sayın Rektör size zaman ayırabiliyor fakat Kemalpaşa Belediye Başkanına neden zaman ayıramıyor? CHP’li Belediye olduğu için özel bir tepki var mı, söz konusu mu?

Bakın hoca bilim insanı, burada bir meslek yüksekokulu açmak için çok büyük gayret içerisinde olduğunu gördüm, gördüğüm için yardımcı olmak amacıyla böyle bir yol açtık. Sanırım Kemalpaşa Belediye Başkanı, Kemalpaşa’ya o üniversitenin gelmesiyle ilgili rektöre hanıma vadettiklerini yerine getirememiş olacak ki rektöre hanım da büyük bir ihtimalle vakti de olmayabilir, yoğun da olabilir o konuyu bilmiyorum net olarak ama rektör hocanın bu konuda samimi olduğunu düşünüyorum. Biz kendisine KOSBİ ile birlikte yardımcı olduk. Ben KOSBİ heyetinde, yönetiminde Belediye Başkanı’nında olabileceğini düşünüyordum. Genellikle organize bölgelerinde yönetimde kaymakam olur, belediye başkanı olur ama belediye başkanı yoktu. Seçimle belediye meclisinden bir kişi oluyormuş bu sebeple de kendisi yoktu. Hoca ile arasında nasıl randevulaşma olup olmadığını bilmiyorum. Belediye Başkanının kaygıları olabilir, ‘bir üniversite Kemalpaşa’ya gelecek ama bu üniversiteyi AK Partililer mi getirecek yoksa CHP’li Belediyeler mi getirecek’ gibi bir kaygısı var büyük ihtimalle. Bunu bir siyasi malzeme olarak belki kullanmak istiyor olabilir, onun için bu konuda içlenmiş olabilir, farklı demeçler vermiş olabilir.

Aslında üniversite bir örnek İzmir’de, sadece Kemalpaşa Belediyesi değil birçok belediye ve başta da Büyükşehir Belediyesi,Ankara’da İzmir’in işlerinin takip edilmediğini, sonuçlandırılmadığını söylüyorlar. Devlet kurumlarının yine CHP’li belediyelere karşı mesafeli durduğuna dairşikayetler oluyor. Sizin bu hususta değerlendirmeleriniz nedir? Daha açık soracağım, kasten İzmir’e hizmet gelmemesi için hükümet kanadında özel bir gayret var mı?

Üniversite olayı tamamen teknik bir konu, uzmanlık gerektiren bir konu, üniversite bir çadır değil, hemen kuralım. Üniversite ciddi ve araştırılması gereken bir konu, hangi bölümlerin açılacağı iyi analiz edilmeli. Biz bu üniversitenin Kemalpaşa’ya gelmesini istiyoruz, arzuluyoruz. Büyük ihtimalle belediye başkanı da istiyordur, kendisi eğer hoca hanımın isteklerini gerçekleştirirse mesela üniversitenin yerleşkesi, yurt gibi yardımlarda bulunursa, belediye olarak kısa bir süre içinde rektör hoca ile de mutlaka görüşür. Üniversite de Kemalpaşa’ya gelir. Biz Cumhuriyet Halk Partili Belediyelerin özellikle İzmir’de, ne tür hizmetler yaptıklarını ya da ne tür hizmetler yapmayı düşündüklerini çok yakından takip ediyoruz. Bugüne kadar gerek Büyükşehir’de gerek ilçelerde herhangi bir hizmet üretemediklerini maalesef gördük. Hizmet yapamadıkları için üzerlerinde vatandaşın baskısı var, vatandaş ‘’neden hizmet yok?’’ diye sorunca bunlar da en kolay yol ‘’biz hükümet olmadığımız için, devletten almamız gereken randevu, yatırımları alamıyoruz’’ diye yakınıyorlar. Bu da en kolay hizmetten ve işten kaçma yöntemi. Bunun başka izahı yok. Geçen haftalarda Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in bir açıklamasını gördüm, ‘’biz hizmet yapmak istiyoruz, Ankara’dan engelleniyoruz’’ diyor.



Elektrik fabrikası, liman…

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı yeşil alan yaptı, imar sorununu çözdü de AK Parti engelledi mi? İzmir susuz, su kesintileri oluyor, alt yapıyı değiştirdi Büyükşehir de AK Parti engelledi mi? Hala İzmir’in çeşitli mahalle ve ilçelerinde asbestli kanser üreten borularından vatandaşlar su içmek zorunda kalıyor, bunları yeniledi de AK Parti engel mi oldu? Üst geçit yaptı, trafik sorununu çözdü de biz engel mi olduk? Fosseptik çukurunun etrafında çocuklarımız oyun oynuyor, buradan çıkan akıntılar çaylara, derelere akıyor, Büyükşehir bu alt yapı sorunlarını giderdi de AK Parti engel mi oldu? İzmir’de hala vahşi çöp toplama yöntemi kullanıyorlar, Büyükşehir modern çöp toplama sistemi, tesisi yaptı da biz onlara engel mi olduk? İzmir’in çevre ile ilgili bağlantı yollarını çözdü biz engel mi olduk? İzmir’de sosyal politikalar açısından yatırımlar, hizmetler yaptı da biz engel mi olduk?

Peki efendim elektrik fabrikası ve liman ile ilgili bir açıklamanız var mı? Buna ilaveten Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin de bir açıklama yaptı, bölgedeki gecekondu mahallelerini kentsel dönüşüm kapsamına sokmak istiyor, Ankara ne zaman cevap verir?

Bakın şunu söyleyeyim, İzmir’i kaç yıldan beri Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yönetiyor? Belki sizin yaşınız yetmez, ben kırk yıllık bir İzmirliyim. İzmir’de bugüne kadar kentsel dönüşüm ile ilgili hangi taşın üstüne bir taş koymuşlar? Hangi belediyeleri kentsel dönüşüm ile ilgili bir adım atmış? Atmıyorlar, vatandaş için herhangi birtaşın altına ellerini koymuyorlar. Konuşmaya gelince, lafa gelince maalesef hem Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer hem ilçe belediye başkanları yerel konuları konuşması gerekirken, yerelde bir şey yapamadıkları için ulusal politikalarla ilgili söylemlerde bulunuyorlar. Tunç Soyer İzmir’e yüzlerce iş yapması gerekirken hem de hayati işleri, kendisi ‘’Kıbrıs’ı Kıbrıslılara bırakmak lazım’’ diyor, HDP’lilerle ilgili, Güneydoğu ile ilgili özellikle milli çıkarlarımıza aykırı eylem ve söylemleri var. Neyle gündeme geliyor? Bisikleti ile belediye gidiyor diye haber yaptırıyor. Herhangi bir organizasyonda dans figürleri yaparak, biz dansa karşı değiliz ama bunlarla gündeme geliyor. Üzerine vazife olmayan ulusal konularla ilgili açıklama yapıyor, hiçbir hizmet içeren eylemi, söylemi olmadı. 10 ayı aşkın bir süredir İzmir’in Belediye Başkanı, ben hiçbir hizmetini görmedim. Geçenlerde bir televizyon programına çıktı, sorulan sorulara o kadar kaçamak, o kadar yersiz cevaplar verdi ki, ben bir İzmirli olarak İzmir’in Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yerel hizmetler açısından ve ulusal politikalarımız açısından bu kadar sığ, bu kadar kaçamak cevap veren bir belediye başkanının olması beni çok üzdü.

İzmir’de Cumhur İttifakının belediyeleri de var, mesela Aliağa Belediyesi, çok defa eleştirildi, işten çıkarmalarla gündeme geldi. Siz Aliağa Belediyesi’ni nasıl buluyorsunuz, hizmet üretiliyor mu?

Aliağa Belediyesi’nin yapmış olduğu hizmetleri biz Aliağa’ya gittiğimizde görüyoruz, gerçekten seçimlerden önce de orada seçim çalışmalarımız oldu. Vatandaş gayet memnun, belediye başkanının halkla ilişkisinden memnun Aliağalılar. Zaten memnun olmasa vatandaş tekrar Serkan Acar’ı seçmezdi. Dolayısıyla bunu vatandaşlarımızın takdiri olarak değerlendiriyorum ben. Yapılan hizmetlerden de memnun olunduğunu vatandaş kendisi ifade ediyor. İşten çıkarmalarla ilgili biz her zaman emekçiden yana olduk, ben tavrımı hep öyle belirledim. Çünkü o insanların emeğine, alın terine herkesin saygı duyması lazım. Bu hangi belediye olursa olsun, AK Partili Belediye, Cumhur İttifakı Belediyesi, CHP’li Belediye, İzmir’de maalesef bizim binlerce emekçimiz hemen Cumhuriyet Halk Partisi seçimi kazanır kazanmaz kapıda dışarı edildi. Emekçi, emekten yana, işçiden yana olduklarını her platformda dile getiren Cumhuriyet Halk Partili Belediyeler seçimlerden hemen sonra işçileri kapının önüne koydu. Hem de Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘’namus ve şeref sözü veriyorum. Hiçbir belediyemizden, hiçbir işçimiz çıkarılmayacak. Eğer bir işçi işsiz kalırsa gelsin beni bulsun, ben onu götürüp tekrar işine iade edeceğim. Bu da benim namus ve şeref sözümdür’’ demesine rağmen. Miting meydanlarında, grup toplantısında bu sözü verdi. Türkiye genelinde işten çıkarılan bunca işçi bu sözün kapsamı dışına mı çıktı? Bunlar emekçi değil mi? Bunların başka partiye oy verildiği düşünüldüğü için, bunlar bu ülkenin vatandaşı olmuyor mu? Emekçi olabilmek için bir işçinin açık açık Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy vermesi mi gerekiyor? Mesele, konu bu!

Yani siz ‘’Ben İzmir Milletvekili olarak Cumhur İttifakı Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’dan memnunum’’ diyorsunuz.

Halk memnun, halkın memnun olduğu bir belediye başkanı da bizim başımızın üzerindedir.

Siz tarımla da yakından ilgilendiğiniz için sormak istiyorum, Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer ve eşi Neptün Hanım tarımla ilgili, üretim kooperatifleri ile ilgili ciddi çalışmalar yapıyorlar. Bu çalışmaları nasıl buluyorsunuz?

İzmir hem sanayi, hem turizm hem de çok önemli bir tarım kenti. Hayvancılık, bitki özellikle tarıma dayalı ihtisaslaşmış sanayi bölgelerimizin İzmir’de yaygınlaştırılmasını arzu ediyoruz. Zaten Tarım Bakanlığımızın da bu doğrultuda çalışmaları var. Ödemiş’e hayvancılıkla ilgili, Menderes’e meyve ve sebzelerle ilgili, seracılıkla ilgili, Bergama’ya ayrı şekilde İzmir’i tarım havzalarına ayırıp her bölgesi farklı alanda ihtisaslaşmış tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri ilan edilerek, buralarda hem hayvancılık hem de tarımla ilgili çok ciddi çalışma ve planlarımız var. Tarım Bakanımız da İzmirli ve bu çalışmayı çok önemsiyor. Biz de bu konularla ilgili kendisine destek veriyor, saha araştırmaları ile ilgili kendisine bilgi veriyoruz. Özellikle bizim ülkemizin ve diğer gelişmekte olan dünya ülkelerinin geleceği tarımla ve gıda ile ilgili. Gelecekte gıdayı ve tarımı yönetenler, dünyayı yönetecekler. Buraya doğru gidiyoruz çünkü erozyon, küresel ısınma, tarım topraklarının giderek zarar görüyor olması ve gıdaya olan ihtiyacın her geçen gün artıyor olması, İzmir’in de bu alanda yüksek potansiyelinin olması bizi çok ciddi anlamda köklü bir şeyler yapmaya itiyor ve biz de Tarım Bakanlığı olarak bu çalışmaları yapıyoruz. Teşkilat olarak da geçmişten beri yapıyoruz ama özellikle son zamanlarda biraz daha bu konuda yoğunluk içindeyiz, tabi tarımla ilgili kim ne yapıyorsa partisi fark etmez biz onlara destek vermeye parti ve bakanlık olarak hazırız.

İzmir’de Cumhur İttifakı nasıl gidiyor, İl Başkanları Kerem Ali Sürekli ve Veysel Şahin’in çalışmalarını uyumlu buluyor musunuz? İttifak İzmir’e katkı sağlıyor mu?

Cumhur İttifakı Türkiye genelinde kurulmuş çok büyük bir ittifak. Özellikle ülkemiz son zamanlarda ulusal ve uluslararası açıdan, coğrafi açıdan çok hassas bir süreçten geçiyor. Biz bu hassas süreci Cumhur İttifakı ile birlikte ülkemize hizmet için oluşturduk, pazara kadar değil mezara kadar, ülkemizin ulusal ve uluslararası çıkarlarını koruyacağımız, karşılıklı çıkara dayanmayan, yerli ve milli bir ittifak içindeyiz. Ülkemize çok büyük katkı ve hizmetlerinin olduğunu görüyoruz. Vatanımız, milletimiz için çok büyük değer ifade ettiğini ben ayrıca belirtmek istiyorum. Çünkü çevremizde, coğrafyamızda son zamanlarda yaşadığımız hadiseleri görüyorsunuz. Türkiye 3 tarafı denizlerle 4 tarafı düşmanlarla çevrili bir ülke. Bizim içimizle olduğu kadar dışımızla ilgilenmemiz de çok önemli. Türkiye 40 yıldan beri terör sorunu ile boğuşuyor. Bu terör sorununun büyük kısmı da çevre komşularımızdaki otorite boşluğundan kaynaklanıyor. Suriye, Irak, İran gibi ülkelerin otorite boşluğundan kaynaklanıyor ve biz bugün bu yüzden Suriye’deyiz. Türkiye’de şu anda 4 milyona yakın Suriyeli var. Biz onların sağ salim geriye dönebilmeleri için Suriye’deyiz. Suriye’de kurulmak istenen PKK Terör Devletini engellemek için, ulusal çıkarlarımız için Suriye’deyiz. 900 kilometrenin üzerinde sınırımız olduğu için Suriye’deyiz. Muhalefet ise Suriye’de ne işimiz olduğunu soruyor. 10 bin kilometre öteden gelen ABD gibi ülkelerin Suriye’de her haltı karıştıkları gözler önünde fakat onlara kimse ‘’ne işiniz var?’’ diye sormuyor. Bizim ise yüzlerce sebebiz var ama muhalefet hala soruyor. KılıçdaroğluAkdeniz’i soruyor. Biz ise aslında o anda Doğu Akdeniz’deyiz, biz Libya’ya tezkere için mecliste onay veriyoruz onlar ise reddediyor. Yani muhalefetin dış politikasında da tutarsız olduğunu, bir yerde ‘’evet’’ dediğine, diğer yerde pişman olarak ‘’hayır’’ dediğini görüyoruz. Çıkmaz içindeler. Büyük, güçlü devlet olmanın gereğidir bizim şu an Libya’da, Afganistan’da, Azerbaycan’da, Bosna Hersek’te olmamız. Mehmetçiğimiz bizi dünyada 13 noktada temsil ediyor. Bu noktaların sayısının daha fazla olması lazım çünkü bizim 780 kilometrekarelik bir vatanımız var, bir de bunun dışında gönül coğrafyamız var. İnşallah ihtiyaç oldukça bu sayılar atacaktır. Hem ulusal hem de uluslararası ülkemizin menfaatleri için biz Cumhur İttifakı ile Devlet Bahçeli ile birlikteyiz ve bu birlikteliğimiz her geçen gün daha kuvvetleniyor, güçleniyor. Yarınlara, Türkiye’nin daha güçlü günlerine inşallah Cumhur İttifakı ile hep birlikte ulaşacağımızı ifade etmek isterim.

Yerel bazda Cumhur İttifakı nasıl, İzmir’e katkı sağlıyor mu?

Hem AK Parti İzmir İl Başkanımız Kerem Ali Sürekli hem de Milliyetçi Hareket Partisi İzmirİl Başkanı Veysel Şahin uyum içerinde çalışıyorlar. Ortak çalışmalar, açıklamalar yapıyorlar. Bakanlarımız İzmir’e geldiği zaman, Sayın Cumhurbaşkanımız İzmir’e geldiği zaman programlarımızı birlikte yapıyoruz. Çok iyi bir uyumumuz var, hem ilde, hem ilçelerde hem de milletvekillerimiz  nezdinde. Bu uyumdan da çok memnun olduğumu ben şahsım adına buradan da söylemek istiyorum.

Peki İyi Parti İzmir İl Başkanı Hüsmen Kırkpınar ile aranız nasıl ?    
                                           

Aramızda herhangi bir sıkıntı yok, kişisel ve beşeri münasebetlerimiz gayet iyi, bundan dolayı da mutluyum. Bizim ailemiz Kırkpınar ailesi, çok geniş bir aile…

İzmir’e de hizmetleri, katkısı olmuş bir aile

Evet hem siyasi açıdan hem de yerel açıdan büyük hizmetler etmiş, geniş bir ailemiz var. Kırkpınar soy ismini İzmir’de binlerce kişinin taşıdığını biliyoruz. Geniş bir yelpazedeyiz. Böyle büyük bir aile olmanın hem avantajları hem de dezavantajları var. Bizler hep avantajlı yönleri ile anılırız inşallah, böyle büyük bir ailenin mensubu olmaktan mutluluk duyuyorum.


YORUMLAR

  • 0 Yorum