Kim olduğunu hatırlayamasam da, önemli bir şahsiyet; hiç kimseye güvenmeyen akıllı birisi olmaktansa, herkese güvenen bir aptal olmayı yeğlerim diyor. Bu cümle oldukça abartılı bir söylem fakat güven duyma duygusunun bizler için ne denli önemli olduğunu ihdas ettirmesi bakımından da çok kıymetli! Kimseye güven duymayan bir insan, hayata karşı da güven hissedemese gerek!
İnanmanın olmadığı yerde güven olabilir mi? Olamaz elbette, güvenmek inanmaktan doğar. İnanmak deyince aklımıza ilk olarak yaradana inanmak gelir. Yaradana inanmak inanç mefhumunda en üstte yer alır. Yaradana gerçekten inanan insanların hayatlarında, güvensizlik duygusu bertaraf edilmiş demektir. Allaha7 teslimiyet ve tevekkül güvenmekle at başı gider.
Güvenmek inanmakla mümkünse, inanmak ne ile mümkün olur diye bir soru sorduğumuzda, cevap vermek oldukça zordur. İnanç oluştururken bir çok delil toplayıp kendimizi ikna etmeye çalışsak bile, son tahlilde bunun bir tercih meselesi olduğunu anlarız. Özellikle Allaha karşı olan inancın dışındaki inançlarımızda bunu fark etmemiz daha kolay olur. İnanmayı tercih edersek inanırız. İnanmayı tercih etmek için istemek, isteyebilmek içinse sevmek gerekir. İnanmak, inancımızın boşa çıkma ihtimalini göze alarak yapılır. Tersi durumunda yani inancın boş çıktığında, olacakları göze almayı gerektirir. Bir insana inanmak yahut bir kavrama inanmak yanılma durumunda insana hep bir şeyler kaybettirir. Allaha inanmamanın bedeli ise cehennemdir ve her türlü hatamız affedilebilirken Allaha inanmamanın affı yok denir. Peki neden böyledir?
Allah dinimizde ilk şart olarak kendisine inanılmasını ister. Ona inanmak her şeyin üstündedir. Neden böyledir düşünmek gerekmez mi ? Kuşkusuz ki yaradan olarak Allah'ın bizim inanmamıza ihtiyacı yoktur. Bizlerin inanması yahut inanmaması onun için hiçbir şeyi değiştirmez. Zaten her şeyi O var etmiştir. O halde kendisine inanılmasını neden bu kadar kilit duruma getirimiştir?... Getirmiştir çünki inanmamız Allah için hiçbir şeyi değiştirmezken, bizim için çok şeyi değiştirir!
Allaha inanmak hayatımızda sürüp giden bir güven duygusunu çantada keklik yapar. Bu da insana yaşamı boyunca büyük bir konfor getirir. Yaradana güvenmek emniyetteyim duygusu demektir. Yaşama sevinci oluşturabilmemiz için emniyette olduğumuzu bilmek gerekir. Hayat içinde karşılaştığımız çeşitli zorluklarda, her şeyi yapabilen, değiştirebilen bir yaratıcının olduğunu ve onun her an bize yardım edebileceğini bilmek hayatımıza umudu verir. İmkansızı ortadan kaldırır. Umutla birlikte yaşantımıza gayret azim ve sabır girer. Karamsarlık yok olduğu gibi, hayatımıza nur, ışık, gelir. Daha iyimser bir insan oluruz ve bu iyimserlikten güç alırız.Umudun ışıttığı hayat yolunda yürüyebiliriz, ilerleyebiliriz. Gayret, azim ve sabır yaşamın devamlılığı için gerekli olan mücadele gücünü verir. Dolayısıyla, Allaha inanmak, dünyadaki yaşamın devamlılığı söz konusu olduğunda, bir gerekliliktir diyebiliriz fakat Allaha inancı en tepede tutmanın nedeni bu kadar mıdır, yoksa başka başka nedenler de var mıdır?
İnanmanın, insan için ne denli önemli olduğuna dikkat çekmek, bir başka neden olmalı çünki inanma mevzu bahis olduğunda inanmanın pek çok yönden insanı nasıl etkilediğini bilmek önemlidir. Bir idam mahkumuna, biraz sonra sana zehirli bir ilaç enjekte edeceğiz öleceksin dendiğinde, kendisine sadece su enjekte edildiği halde, mahkumun öleceğine olan inancı nedeniyle ölmesi, inancın neler yapabildiğini bizlere gösteren çarpıcı bir örnektir.
Kişiler güvendikleri insanlarla ilgili zaman zaman hayal kırıklıkları yaşayabilir. Hatta bazen, güvenilen kişiyle ilgili öylesine hayal kırıklıkları yaşar ki, bağlarını tamamen koparmak zorunda da kalabilir fakat Doğan Cüceloğlu'nun söylediği gibi insan güvenmeden, güven duygusunu hissetmeden yaşayamaz! Güvenmek nedir sorusunun cevabını ise felsefe hocamız Prof. İoanna Kuçuradi vermiş. Çoğumuzun bildiği bir güven testi vardır. Bu testte güven duyduğunuz kişi arkanıza geçer ve siz kendinizi arkaya doğru bırakırsınız! Bırakabilirseniz ona güveniyorsunuzdur, bırakamazsanız güvenmiyorsunuzdur. Prof. İoanna Kuçuradi ise güvende, güvenilen kişiye kendini tamamen bırakmanın şart olmadığını söyler. O bir insana güvenmeyi, yapmaması gereken bir şeyi, bile bile yapmayacağına inanmak olarak tanımlıyor. İnanmak! İnsan nasıl inanır? Düşünen mantıklı bir canlı olarak bizler, inanmak için, inanılacak şey hakkında bazı bilgilere gereksinim duyarız. Bu bilgiler inancın dayanağını oluşturur. Dayanak olan bu bilgiler inanç için yeterli midir? Yoksa bilgilerin ötesinde, başka bir şey daha lazım mıdır? Lazımsa o şey nedir?.... Evet bir şey daha lazımdır. Lazım olan şey ise Sevgidir. İnsan sevmediğine, ne bilirse bilsin, ne kadar dayanak bilgi toplarsa toplasın inanmaz. Sevgisi varsa, çok fazla bilgiye de gereksinim duymaz! Hatta inanmamasını gerektiren bazı bilgilere sahip bile olsa, yine de inanabilir. İnanmasına destek olabilecek ufacık bilgileri gözünde devleştirip onlara sarılabilir çünki inanmayı istiyor ve onu tercih ediyordur. İnanç, inancın türü ne olursa olsun; ister yaradan, ister insan, isterse bir kavrama karşı olsun, o inancın oluşmasını sağlamak için, dayanak bilgilerden çok daha fazla sevgiye ihtiyaç duyar.
Prof.İoanna Kuçuradi insanın güvenebilmesi için iki gereklilik belirliyor. Birincisi güvenilecek insanın güvenilir insan niteliklerine sahip olması, diğeri ise güvenecek olanın güvenebilme becerisinin olması! Güvenebilme becerisinin zemininde inanabilmek, inanabilmenin zemininde de sevebilmek yer alır!
Yukarıda yazdığım gibi, yaradanın bizim inanmamıza ihtiyacı elbette yoktur. Her şeyi yaratan Allah yarattıklarının bütünü ile bir yaşam var etmiştir! Var ettiği yaşamı layığıyla yaşamamız bizlerden beklediği tek şeydir. Bizlere söylenen diğer beklentilerinin hepsi, yaşamı layığı ile yaşayabilmenin içinde yer alır. O halde yaşamı layığı ile yaşamak ne demektir? Yaşamı layığı ile yaşamak, yaşamı coşturabilmek, coşkusuna katkıda bulunabilmek ve kendini gerçekleştirmek demektir. Yaşamın devamlılığına hizmet demektir. Dünya üstünde bu hizmeti yapabilen tek canlı sadece insandır. İnsanın bu hizmeti en iyi şekilde yapabilmesi, ruhen ve bedenen sağlıklı olması ile mümkünken; inanan güvenen , sevebilen bir insan olmadığında ruhen ve bedenen sağlıklı olması da mümkün değildir. İnsanın yaşamını layığı ile yaşayabilmesi sevebilmesi, inanabilmesi ve güvenebilmesi ile mümkün olur. Seven, inanan ve güvenen insan kendini gerçekleştirebilir ve yaşamın devamlılığına hizmet edebilir. Yaradana inanmanın her şeyin üstünde tutulmasının bir sebebi de, inanmanın insan için hayati önemine ve yaşam için hayati önemine dikkat çekmek içindir. İnsanın, yaşamını layığı ile yaşayabilmesini temin etmek içindir diyorum ve hepinize sevgilerimi gönderiyorum
Dyt. Güner Erbay
İNANÇ
Biliyorum,
Anlıyorsun sen beni.
En başından beri!
Bazen yanlış da anlatsam
Teferruattır onlar.
İnan,
Ben de anlıyorum seni.
Bazen, yanlış da anlasam,
Bilirim,
Teferruattır hepsi!
Sende,
Hep özlediğim,
Yıllar yılı beklediğim,
Tertemiz, dupduru,
Gözlerle karşılaştım.
Tanıdık geldi,
Ayna oldu bana.
Kendimi gördüm o aynada.
Yerim burası dedim,
Yerimi bildim.
İnandım, inanabilirsin diyene,
Güvendim, güvenmesem de kimselere!
Sevdim seni,
Uçsuz bucaksız gökler gibi.
Göz alabildiğine uzanan,
Derin denizler gibi.
Kimi zaman,
Nefessiz bıraktı dalgalar
Derinlere itti.
Yuttum nefesime dolan,
Tuzlu mavi suyu.
İçim dışım mavi oldu,
Tuz oldu.
Mavi hayat verdi,
Tuz yaktı içimi kavurdu.
Kendimmişçesine sevdim seni.
Yaşam sensin bana dedim,
Yaşammışçasına sevdim.
Sevdim seni ben.
Çok sevdim.
Alamaz şimdi sevgimi,
İnancımı güvencimi benden,
Görmediklerim,
Anlamadıklarım!
Sen de gördün mü,
Bendeki özü.
Baktım mı ben de sana?
Senin baktığın gibi bana.
Gördün mü kendini?
Benim aynamda.
Bildin mi beni?
Kendini bildiğin gibi!
Sevdin mi?
Sevdiğin gibi kendini!
İnanabildin mi,
Güvendin mi?
Kapatıyor mu bende gördüklerin?
Göremediklerini,
Bilmediklerini,
Anlamlandıramadıklarını.
Tüm mediklerimi, madıklarımı,
Atıyorum erişemeyeceğim uzaklara.
İnanıyorum ben,
Sana,
ve
Aşka!
Dyt. Güner Erbay




YORUMLAR